|
03 - İBRÂHİM HAVVÂS
(Rahmetullahi Aleyh)
ÎMÂNIN ESÂSI NEDİR?
“İbrâhim-i Havvâs”ı,
geldi biri görmeye.
Suâl etti (Îmânın esâsı
nedir?) diye.
Buyurdu ki:
(Olmaz bu, sözle ve
anlatmakla.
Bu suâlin cevâbı,
verilir yaşamakla.
Mekke'ye gidiyorum,
istiyorsan sen de gel.
Ki, bunun cevâbını
öğrenesin mükemmel.)
Ve nihâyet ikisi,
çıktılar yola o gün.
Yemekleri, gâibden
geliyordu her öğün.
Önlerine, zahmetsiz
gelince her gün taam,
Yiyerek, yollarına
ederlerdi hep devam.
Bir gün çölde giderken,
rastladılar “bir şahs”a.
O, gelip selâm verdi,
İbrâhim-i Havvâs'a.
Bir müddet onun ile, bir
şeyler konuşarak,
Ayrılıp geri gitti,
atını koşturarak.
O sordu ki:
(Efendim, kimdi o giden
kişi?
Konuşup döndü hemen,
merak ettim bu işi.)
Buyurdu: (Sen vaktâ ki
sormuş idin bir suâl.
Sorduğun o suâlin,
cevâbıdır iş bu hâl.)
Dedi ki:
(Ey Efendim,
bağışlayınız beni.
Pek iyi anlamadım, bu
işin hikmetini.)
Buyurdu: (O, Hızır'dı,
dedi ki: “İzninizle,
Ben dahî yanınızda,
geleyim mi sizinle?”
Lâkin kabûl etmedim,
onun teklîfini ben.
O da "Peki" diyerek,
ayrılıp gitti hemen.)
Dedi:
(Aman efendim, Hızır
gibi nîmeti,
Kabûl etmemenizin, nedir
acep hikmeti?)
Buyurdu ki: (Evlâdım,
kabûl etseydim eğer,
O dahî, bizim ile
gelecekti berâber.
Böyle mübârek bir zât,
yoldaş olunca bize,
Korktum ki, îtimâdım
azalır Rabbimize.
Hızır'a güvenerek, rahat
olurdu gönlüm.
Ve korktum ki, bu yüzden
bozulur tevekkülüm.
Her imdât istiyene, Hak
teâlâ izniyle,
Yardıma koşan “Hızır”,
gelseydi bizim ile,
Ederdik kendisine çok
güven ve îtimât.
Hakk’a
bağlılığımız, gevşerdi
böyle fakat.
Bu, güvenmek olurdu
Allah'tan gayrısına.
Bu da, zarar verirdi, "îmânın
esâsı"na.
Îmânı kâmil olan,
şöyledir ki evlâdım,
Rabbinden başkasından,
istemez aslâ yardım.
O, ne kadar görse de,
sıkıntı ve musîbet,
O’ndan gayri kimseden,
istemez aslâ medet.
Yalnız O’na güvenir,
sırf O’ndan yardım
ister.
Her sıkıntı ânında, hep
O’na duâ eder.
O’ndan başkalarına,
bağlamaz hiç kalbini.
Başı derde düşünce, arar
hemen Rabbini.
Bilir ki, Allah onu
bilir, görür, işitir.
Duyar yalvarmasını,
imdâdına yetişir.
Hep Rabbine güvenir, hiç
görmez mahlûkâtı.
İşte budur evlâdım,
îmânın hakîkatı.) |