ŞİİRLERLE MENKIBELER

HORASAN EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - İBRÂHİM HAVVÂS (Rahmetullahi Aleyh)

O GENÇ, YEHÛDÎDİR

 

İbrâhim-i Havvâs” ki, evliyâ-yı kirâmdan.

Onun bereketiyle, çok kişi etti îmân.

 

Bir gün, sohbet ederken mescitte cemâate,

İçeri “bir genç” girip, katıldı o sohbete.

 

Hâlini gizlemeye çalışırdı o fakat.

Birazdan sohbet bitti ve dağıldı cemâat.

 

O büyük zât, birine buyurdu ki: (Bu çıkan,

Yehûdîdir ve lâkin, belki olur müslümân.)

 

O “Genç”, kendi hakkında böyle buyurduğunu,

Cemâatten öğrenip, çok takdîr etti onu.

 

Geri gelip yapıştı, mübârek ellerine.

Şehâdet”i getirip, girdi islâm dînine.

 

Kendisine sordu ki: (Niçin oldun müslümân?)

Dedi: (Kitâbımızda, görmüştüm ki bir zaman:

 

"Bir velî kul, Allah'a yakınsa eğer fazla,

Onun firâsetinde, yanlışlık olmaz aslâ.

 

Çünkü yakınlaştıkça velîler Rablerine,

Allahtan gayri bir şey, hiç gelmez kalplerine.

 

Tamâmen açılmıştır, onların kalp gözleri.

Bilirler kalpten geçen düşünce ve sözleri."

 

Mâdem ki siz de benim, kalp hâlimi bildiniz,

İnandım ki hak dindir, sizin islâm dîniniz.)

 

Çıkmıştı bir gün dahî, bir “Râhip”le sefere.

Bir müddet yol yürüyüp, oturdular bir yere.

 

Râhip dedi: (Acıktık, lâkin hiç yok yiyecek.

Duâ et, Rabbin bize göndersin biraz yemek.)

 

O dahî, ihlâs ile el açarak duâya,

Arz etti hallerini, Allahü teâlâ'ya.

 

O anda, önlerine “Yemek” geldi bir sini.

Yediler iştâh ile, o taamın hepsini.

 

Biraz daha gidince, akşam oldu nihâyet.

Râhibe buyurdu ki: (Şimdi de sen duâ et.)

 

O dahî bir köşede, kalıp kendi hâline,

El kaldırıp, gizlice duâ etti Rabbine.

 

Bir “Sini” daha geldi, o duânın peşinden.

Lâkin bu, daha çok ve lezîzdi öncekinden.

 

O râhibe sordu ki: (Ne duâ ettin ki sen,

Rabbim, daha çoğunu gönderdi eskisinden?)

 

Dedi: (Müjdem var sana, yâ İbrâhim-i Havvâs!

Ben şehâdet getirip, edindim îmân, ihlâs.)

 

Buyurdu: (İyi ama, nasıl duâ ettin ki,

Hak indinde, daha çok makbûl oldu seninki?)

 

Dedi: (Şöyle yalvardım, “Yâ ilâhel âlemîn!

İbrâhim Havvâs diye, bir kulun var ya senin,

 

O hâlis ve mübârek kulunun hürmetine,

Bize sen, hazînenden, bir sofra gönder yine”.)

 

Onu dahî yiyerek, o râhiple berâber,

Kâbe'ye vâsıl olup, Haccı edâ ettiler.

 

Lâkin râhip, Mekke'de, teslim etti rûhunu.

Bizzât “İbrâhim Havvâs” kabrine koydu onu.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan