|
01 - ABDÜLVÂHİD BİN
ZİYÂD
(Rahmetullahi Aleyh)
ZÂHİD KİMDİR?
“Abdülvâhid bin Ziyâd”,
büyük âlim, evliyâ.
Basra'da tahsîl görüp,
ilim yaydı dünyâ'ya.
Kararmış olan kalpler,
onunla buldu hayat.
Sekizyüz
beş yılında, Basra’da
etti vefât.
Bâriz husûsiyyeti şu idi
ki bu zâtın,
İlmini, insanlara
yayıyordu bihakkın.
Herhangi bir mesele
öğrense idi dinden,
Onu, çevresine de
öğretirdi âcilen.
İnsanlar, her taraftan
demeyip uzak yakın,
Ondan istifâdeye gelirdi
akın akın.
Yorulmadan, yılmadan
va’z ederdi o halka.
Boş yere geçirmezdi
vaktini bir dakîka.
"Tebe-i tâbiîn"den
idi ki bu büyük zât,
İslâmı
yaymak için, uğraşırdı
her saat.
Anlatır ki: Genç iken,
rastladım bir "Velî"ye,
Seslendim iki defâ, ona
“Ey zâhid!” diye.
Lâkin cevap vermedi, bir
daha nidâ ettim.
Cevap verip dedi ki:
“Zâhidlik kim, ben
kimim.
Asıl "zâhid" odur
ki, korkar Hak
teâlâ'dan.
Kaçınır titizlikle her
günâh ve haramdan.
Belâlara sabredip,
şükreder her nîmete.
Kimse ile uğraşmaz,
sarılır ibâdete.
Hep ölümü düşünür, hep
ona hazırlanır.
Bilir ki, âhiret'te “Sonsuz
bir azap” vardır.
Cehennemi düşünse, hemen
kaçar uykusu.
Ağlatır devam üzre onu “Allah
korkusu”.
Böyle olan kimsedir
zâhidliğe müstehak.
Ben, nefsimin esîri bir
müslümânım ancak".
Onun bu sözlerinden,
ettim çok istifâde.
Dedim ki: “Söyleyiniz
bana daha ziyâde.
Meselâ insanları,
Hak’tan uzaklaştıran,
Hususların başında, ne
gelir acep şu an?”.
Dedi: “Dünyâ sevgisi”,
başıdır her günâhın.
Onun muhabbetini,
kalbine sokma sakın.
Bu dünyâ, vefâsızdır,
aldatıcı, hîlekâr.
Aklı olan bir kimse,
etmez ona îtibâr.
İkincisi, insanın “Nefs-i
emmâre”sidir.
O, Rab’la arasında, en
büyük perdesidir.
Nefsi, ayak altına
almadıkça bir insan,
Erişmez o kimseye ilâhî
feyz ve ihsân."
Dedim ki: “Ey
efendim, söyleyin biraz
daha”.
Dedi: "Bırak kulları,
hâlisen dön Allaha.
Biri sana yapınca bir
ihsân ve iyilik,
Bir teşekkür etmeyi,
düşünürsün ona ilk.
Halbuki insanlara,
görünen, görünmiyen,
Her türlü nîmetleri, "Allah"tır
ihsân eden.
Her ne nîmet ve ihsân
olmuşsa bize vâsıl,
Onu, Hak teâlâ'dır
gönderen bize asıl.
“Emânetçi”
gibidir kullar haddi
zâtında.
Kullardan gelenler de,
O’ndandır esâsında.
Allahü teâlâ'ya
şükretmek için ise,
Harfiyyen
uymalıdır ne emrettiyse
bize.
Bilin ki her bir şeyin,
kestirme yolu vardır.
Cennetin kısa yolu, “İslâma
tam uymak”tır. |