ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise Sirruh)

O HİMMET OLMASA

 

Talebesinden biri anlatıyor ki şöyle:

Evden çıktım, "Hocam"ı ziyâret gâyesiyle.

 

Yolumun üzerinde, vardı bir büyük ırmak.

Köprü var idiyse de, baktım ki hayli ırak.

 

O esnâda, kalbime bir fikir geldi benim.

Dedim: (Suyun üstünden, yürüyerek gideyim.)

 

Böyle şey yapmamıştım hiç de o güne kadar.

Düşündüm ki: "Muhakkak bunun bir hikmeti var".

 

Büyük bir cesâretle, Allaha güvenerek,

O ırmağın üstünden, yürüdüm karşıya dek.

 

"Bu, bir kerâmet" deyip, devam ettim yoluma.

O gün öğleye doğru, kavuştum üstâdıma.

 

Huzûruna girince, buyurdu ki: (Evlâdım!

Seni gözetliyorum, gelirken adım adım.

 

O suda yürümeyi, ben getirdim aklına.

Sonra koydum elimi, ayağının altına.

 

İstesem, kalbindeki o hallerin hepsini,

Alır ve himmetimden mahrum ederim seni.)

 

Ve bütün hallerimi aldılar bende olan.

Kendimi kupkuru ve rûhsuz buldum o zaman.

 

Sonra, geri vererek, bir teveccüh ettiler.

Çok yüksek makamlara beni ilerlettiler.

 

"Esseyyid Burhâneddîn" adında bir sevdiği,

Vardı ki, çok severdi o dahî bu "Velî"yi.

 

O, bir gün, bu "Velî"nin bağda olduğu saat,

Ona, balık götürüp, hediye etti bizzât.

 

Hâce "Behâeddîn-i Buhârî" hazretleri,

Alıp kabûl buyurdu, gelen bu hediyeyi.

 

Ateş yakıp, pişirmek istediler o günde.

Lâkin yağmur bulutu belirdi gökyüzünde.

 

Sonra şimşek çakarak, bir yağmur başladı ki,

Su, gökten kova ile boşanıyordu sanki.

 

Buyurdu: (Burhâneddîn, duâ et de Allaha,

Yağmur, bir müddet için yağmasın bizim bağa.)

 

O da "Peki" diyerek, etti şöyle tazarrû:

(Yâ ilâhî, bu bağa yağdırma bu yağmuru.)

 

Yağmur devam ederken her yere fazlasıyle,

Yalnız o bağ içine, yağmıyordu az bile.

 

Yine, "Mevlânâ Ârif" diye bir talebesi,

Var ki, şöyle anlatır bir vak'ayı kendisi:

 

Diyor ki: Bir kış günü, yok idi fazla soğuk.

Biz, hocamla birlikte, bir yere gidiyorduk.

 

Bir miktar yol gidince, baktık ki biz bir ara,

Hava birden sertleşip, başladı "tipi, bora".

 

Bir kar fırtınası ki, göz gözü görmüyordu.

"Soğuk" ve "kar", her yeri kasıp kavuruyordu.

 

Lâkin bu fırtına ve tipi başladığında,

Bir ayakkabım bile, yok idi ayağımda.

 

O an, büyük üstâdım, yerinde kıldı karar.

Gök yüzünden tarafa, şöyle bir etti nazar.

 

Onun "O bakışı"yle, durdu tipi, fırtına.

Kar yağışı ve rüzgâr, o anda erdi sona.

 

Sonra hava açıldı, oldu günlük güneşlik.

Ondan sonra bir zahmet çekmedik bir zerrecik.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan