ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise Sirruh)

MÜNÂKAŞA YASAKTIR

 

Bu zâtın var idi ki, gençten bir talebesi,

Çoktu bu üstâdına muhabbeti, sevgisi.

 

"Behâeddîn Buhârî" ona dedi: (Ey filân!

Her zaman beni yâd et, çıkarma hâtırından.)

 

O talebe diyor ki: Bu emir mûcibince,

Onu unutmamaya çalışırdım gün gece.

 

Bir sene, babam ile Hac yoluna çıkmıştık.

Ve bir müddet sonra da, "Hirat"a ulaşmıştık.

 

Seyrederken Hirat'ın bir kısım yerlerini

Unuttum bir aralık "Hâce hazretleri"ni.

 

Unutmakla birlikte, bendeki her iyi hal,

Mânevî hasletlerim gittiler benden derhal.

 

Sanki feyiz kesildi, uzaklaştı her nîmet.

Sanki geri alındı, o tasarruf ve himmet.

 

Kendimi, kupkuru bir odun gibi hissettim.

Ne "Aşk" kaldı kalbimde, ne "Sevgi", hayret ettim.

 

Babam dedi: (Kurtulmak istiyorsan bu halden,

Seni, başka velîye götüreyim ben hemen.)

 

Babamın teklîfini istemedim ben fakat.

Dedim: (Zannederim ki, bende var bir kabâhat.

 

Üstâdımın emrinden, gâfil oldum bir kere.

Bu yüzden dûçâr oldum, böyle kötü hallere.)

 

Haccımızı yapıp da, edince eve avdet,

Hocamın huzûruna vâsıl oldum nihâyet.

 

O beni görür görmez, buyurdu ki: (Ey oğlum!

Hirat'da, beni biraz unuttun, biliyorum.

 

O anki gafletine hiç üzülme, zîrâ biz,

Bilâ kasıt yapılan kusurları görmeyiz.

 

Lâkin dostu unutmak, dostluğa sığmaz evlât.

Hiç seven, sevdiğini unutur mu bir saat?

 

O velîye gitseydin, olmazdı fâidesi.

Çünkü sen, bu menba'dan alıyorsun her feyzi.

 

Benim talebelerim, sanki benim oğlumdur.

Başkasının, onlara tasarruf haddi yoktur.)

 

Şöyle anlatıyor ki talebeden biri de:

Münâkaşa etmiştim Nesef'te ben biriyle.

 

Bu yüzden, o kimsenin kalbini incitmiştim.

Ve hem de kendisinden özür dilememiştim.

 

Aynı gün, Buhârâ'ya, hocama gittim, fakat,

Hiç bakmadı yüzüme, etmedi hiç iltifât.

 

Araya koydumsa da, başka talebeleri,

Olmadı onların da, yine fâideleri.

 

Sonunda çok yalvarıp, arz ettim ki: (Ne olur,

Affedin bu fakiri, olduysa hatâ, kusur.)

 

Buyurdu ki: (Nesef'te, niçin o arkadaşa,

Kaba sözler söyleyip, eyledin münâkaşa?

 

Sen bilmiyor musun ki, bir mü'mini incitmek,

"Kâbeyi yıkmak" gibi, bir günâhtır büyücek.

 

Ondan özür dileyip, almadıkça helâllık,

Bizim sohbetimize almayız seni artık.)

 

"Peki efendim" deyip, Nesef'e döndüm hemen.

Gidip özür diledim, acele o kimseden.

 

Sonra haber verince, bunu kendilerine,

Ancak kabûl ettiler, beni sohbetlerine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan