|
37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise
Sirruh)
ONA NASIL KAVUŞTUM?
Sevdiği talebeden "Şeyh
Ömer-i Taşkendî",
Vardı ki, hayâtını
anlatır şöyle kendi:
Önceleri "Taşkent"te
ikâmet ediyordum.
"Bir evliyâ bulsam
da, hizmet etsem"
diyordum.
Tanıştım o günlerde,
bâzı müslümânlarla.
Ve sohbet ediyorduk
zaman zaman onlarla.
Meğer talebesiymiş onlar
bir evliyânın.
Adı da, "Behâeddîn
Buhârî"ymiş o zâtın.
Hiç görmediğim halde o "Velî"yi
velhâsıl,
Sevgi ve muhabbeti
kalbimde oldu hâsıl.
Öyle fazlalaştı ki bu
sevgisi gönlümde,
Bir gün rûhâniyyeti,
hâsıl oldu önümde.
Kulağıma eğilip, buyurdu
ki: (Evlâdım!
Ne için Horasan'a
gelmezsin, ben ordayım.)
Sonra da, göz önünden
kayboldu birden bire.
Dopdolu oldu kalbim,
onun muhabbetiyle.
Gemiyle Horasana, yola
çıktım ben o an.
Sabah vakti, gemide,
okudum kalkıp ezân.
Lâkin kimse kalkmadı
namâz için o saat.
Üzülüp, yolculara ettim
öğüt, nasîhat.
Nasîhatime dahî, kulak
asmayınca pek,
Çıktım su üzerine,
gemiyi terk ederek.
Suda batmadığımı görüp
gemidekiler,
Beni tekrar çağırıp, çok
iltifât ettiler.
Doğrusu ben de buna çok
hayret eylemiştim.
"Bu, onun kerâmeti
olsa gerek"
demiştim.
O gemiden inince, "Bir
çöl" çıktı önüme.
Ve lâkin hiçbir korku
gelmiyordu gönlüme.
Gidiyordum ve lâkin
bilmiyordum yolumu.
Birazdan hâtırladım,
acıkmış olduğumu.
Ben, bâzı yemekleri
düşünürken gönlümde,
Onları, bir "Sofra"da
gördüm o an önümde.
O yemekleri yiyip,
şükreyledim Allaha.
Bir "Ceylân sürüsü"yle,
karşılaştım bu defâ.
"Benden kaçarlar mı ki?"
diye düşünür iken,
Hepsi, gelip yüzünü
sürdüler bana hemen.
"Serahs"e vardığımda,
bir kimse gördüm yine.
Bana "Hoş geldin"
deyip, götürdü evlerine.
Dedi ki: (Behâeddîn
Buhârî hazretleri,
Başka bir vilâyete
gittiler dünden beri.
Bana buyurdular ki:
"Taşkent'li Ömer" diye,
Misâfirim geliyor,
ilgilen onun ile.)
Sonra, teşrîf eyledi o
eve o "büyük zât".
Benimle ilgilenip,
eyledi çok iltifât.
Buyurdu ki: (Hoşgeldin,
ey Taşkent'li Ömer'im!
Senin yolculuğundan, an
be an var haberim.
Hani sen üzülüp de,
çıktın ya o gemiden,
Bizim himmetimizle,
batmadın suda hemen.
Sonra o ıssız çölde,
acıktığında, yine,
Bizim himmetimizle sofra
geldi önüne.
Sonra ceylân sürüsü
gördün ya önceki gün,
Bizim himmetimizle,
koştular sana o gün.)
Bunları öğrenince,
şükreyledim Allaha.
O zâtın hizmetinden,
ayrılmadım bir daha. |