|
37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise
Sirruh)
EN
BÜYÜK KERÂMET
"Behâeddîn Buhârî",
nakleder şöyle kendi:
Bu tasavvuf yoluna ilk
girdiğim günlerdi.
Beni, bir "Cezbe hâli"
kaplardı ara ara.
Dolaşmaya giderdim, gece
kabristanlara.
Bir gece, yine böyle
başında bir mezarın,
Dururken, mânevî bir
hâle girdim ansızın.
O halde göründü ki, bana
"Gönül gözü"mde,
Örtülerle süslenmiş bir
"kürsî" var
önümde.
Oturmuş o kürsîde, nûr
yüzlü "Velî" bir
zât.
Vardı hem etrâfında,
kalabalık bir zevât.
Ben, orada oturan zâtın
kim olduğunu,
Düşünürken, birisi
tanıttı bana onu.
Dedi: ("Abdülhâlık-ı
Goncdüvânî"dir o
zât.
Ve halîfeleridir
önündeki cemâat.
Sana, bir "Tâc"
verdiler, bereketli,
mübârek.
Elden ele dolaşıp,
gelmiştir bu güne dek.
"Alî Râmîtenî"den
gelir ki emâneten,
Kondu senin evine, şu
andan îtibâren.
Verildi o tâc sana, bir
kerâmet olarak.
Hürmetine, her belâ
olurlar senden ırak.
Kulak ver ve dinle ki,
kürsîdeki o "Velî",
Nasîhatler edecek sana
çok fâideli.
O zât, Abdülhâlık-ı
Goncdüvânî'dir ki hem,
Bu yolun büyüğüdür, çok
azîz ve muhterem.)
Kalkıp, öptüm elini ve
edeble oturdum.
O bana nazar edip,
buyurdu ki: (Ey oğlum!
Bu yolda bulunmaya, var
sende kâbiliyyet.
Lâkin olgunlaşması
lâzımdır onun elbet.
Hakkın gizli sırları,
olsun sana âşikâr.
"İslâma tam uymak"tır bu
yolda en büyük kâr.
"İstikâmet sâhibi"
olmak hem bu hususta,
En büyük kerâmettir,
bizim bu yolumuzda.
Bid'atlerden uzak ol,
ruhsatla etme amel.
Azîmetle iş yap ki, bu
yolda budur temel.
Yapması lâzım olan "farz",
"vâcib" veyâ "sünnet".
Herbirini öğrenip,
titizlikle îfâ et.
Sonra, kaçınılacak ne
varsa "günâh", "haram",
Öğrenip, kaçınmaya eyle
tam bir ihtimâm.
Ey oğlum Behâeddîn, sen
yarın Nesef'e git.
"Seyyid Emîr Külâl"
de oradadır o vakit.
Önce evine gidip, o "Tâc"ı
al yanına.
Sonra Emîr Külâl'in, var
git huzûrlarına.)
Dedim: (Peki efendim,
şimdi hemen gideyim.)
Kendime geldiğimde,
baktım, bir kabirdeyim.
Evden o "Tâc"ı alıp,
düştüm Nesef yoluna.
Gidip, "Emîr Külâl"in
kavuştum huzûruna.
Buyurdu ki: (Bu tâca, bu
gün sen müstehaksın.
Bunu muhâfazada,
gevşeklik etme sakın.
Hocam "Muhammed Bâbâ
Semmâsî" hazretleri,
Bana ısmarlamıştı seni
yetiştirmeyi.
Hem de senin hakkında,
demişti:
"Bu, oğlumdur.
Onun yetişmesinde,
etmiyesin bir kusur.
Bir gevşeklik olursa
bunda ey Emîr Külâl!
Senin üzerindeki hakkımı
etmem helâl." |