ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise Sirruh)

ONUN KERÂMETİYLE

 

Şöyle naklediyor ki "Alâeddîn-i Attâr":

“Hocamız”, bir gün gelip, odunluğa baktılar.

 

Mevsim kışa yakındı, buyurdu: (Çokça odun,

Toplayıp, odunluğu tamâmiyle doldurun.

 

Hattâ biraz acele edin ki, belli olmaz.

Birden kış bastırırsa, yakacaksız durulmaz.)

 

“Peki” deyip, o günü gidip odun topladık.

Doldurduk odunluğu, kalmadı boş yer artık.

 

O gece, başladı ki birden bir "kar" ve "yağış",

Yıllarca olmamıştı Buhârâ'da öyle kış.

 

Kırk gün” hiç durmaksızın, kar devam etti, fakat,

Buna rağmen o kışı, geçirdik gâyet rahat.

 

Bir başka talebe de, diyor ki: Buhârâ'da,

Bir gün oturuyorduk, bâzımız bir arada.

 

Lâkin biri vardı ki aramızda o günü,

Bilmezdi “Hocamız”ın mânen üstünlüğünü.

 

Aleyhinde bir lâflar edecekti ki biraz,

Biz hemen kendisini uyarıp, ettik îkâz.

 

Lâkin o devam etti, öyle konuşmasına.

O sırada “Bir arı” gelip girdi ağzına.

 

Ve öyle ısırdı ki dilini kuvvetlice,

Gâyet büyük ızdırap, acı çekti bir nice.

 

Dedik: (Onun hakkında konuştun sen bunları.

Bu sebepten dilini, ısırdı böyle arı.)

 

O zaman pişmân olup, düştü bir nedâmete.

Kalbindeki soğukluk, dönüştü "muhabbet"e.

 

Az önce, hakâretler savururken o zâta,

Şimdi, muhabbetiyle yanar oldu âdetâ.

 

Yine Hac’da, mü’minler tavâf yapıyorlardı.

O sene, Beytullahta bu “Büyük zât” da vardı.

 

Kurbân kesiyorlarken müslümânlar Minâ’da,

“Hazreti Hâce” dahî, bulundu yanlarında.

 

Buyurdu: (Bizim dahî, lâzım kurban kesmemiz.

Lâkin biz, oğlumuzu belki kurbân ederiz.)

 

Talebeler, bu sözden bir şey anlamadılar.

Dediler ki :"Muhakkak, bu sözde bir hikmet var".

 

O günün târihini, bir yere kaydettiler.

Haccı îfâ ederek, geri avdet ettiler.

 

Sonra öğrendiler ki, varınca Buhârâ'ya:

O gün, sevgili oğlu göçmüş dâr-ı bekâya.

 

Buyurdu ki: (Rabbimin ihsâniyle bu oğlum,

Vefât etmesiyle de, Resûle tâbi oldum,

 

Çünkü onun oğlu da, etmişti böyle vefât.

Çok şükür hâsıl oldu, bunda da mutâbaat.

 

O Resûlün başından, her ne ki geçti ise,

Benim dahî başımdan geçti aynı hâdise.

 

Onun yapmış olduğu her işle amel ettim.

Bir tek sünneti bile, kat'iyyen terk etmedim.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan