|
37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise
Sirruh)
RÜYÂ VE HAKÎKAT
“Seyyid Mahmûd”
adında biri der ki
şöylece:
Resûlullahı gördüm,
rüyâda ben bir gece.
Dedim: (Yâ
Resûlallah, uzun
zamandan beri,
Görmek seâdetine
ermemiştim sizleri.
Bundan sonra, bu firâk
uzarsa daha eğer,
Nedir bana emriniz, ne
yapmam îcâb eder?)
O zaman, yanındaki
kimseyi göstererek,
Buyurdu ki:
(O zaman, bu zâta uyman
gerek.)
Yanındaki o zâta, dönüp
baktım o zaman.
Lâkin ona bakarken,
uyandım o uykudan.
Tesirinde kalmıştım
gördüğüm bu rüyânın.
“Sûreti”ni,
zihnimde canlandırdım o
zâtın.
“Bunda bir hikmet
vardır” diye
düşünerekten,
“İsmi” ile “Sûreti”,
henüz zihnimde iken,
Bir kitap kapağını
açarak, arkasına,
Not ettim bu rüyâyı, o
sabah baştan sona.
Yazdım ki: (Peygamberin
yanında vardı bir zât.
İsmi "Behâeddîn"dir,
söyledi Resûl bizzât.
Orta boylu, heybetli,
yüzü değirmiydi az.
Yanaklarının rengi,
kırmızıydı ve beyaz.
Kestâne rengindeydi
gözlerinin karası.
İki kaşı yay gibi ve
açıktı arası.)
Üzerinden “Yedi yıl”
geçince bu rüyânın,
Dururdum dükkânında, bir
gün bir akrabânın.
O sırada içeri, nûr
yüzlü girdi bir zât.
"Yedi yıl" öncesini
hâtırladım o saat.
Orta boylu, heybetli,
yüzü değirmiydi az.
Yanaklarının rengi,
kırmızıydı ve beyaz.
Evet bu, o rüyâda
gördüğüm kişiydi tam.
İçeri teşrîf edip,
bizlere verdi selâm.
Kaşları ince siyah, yay
gibiydi ve açık.
Ben bu zâtı görünce, bin
canla oldum âşık.
Dedim ki: (Dâvet
etsem, acep zât-ı
aliniz,
Bizim fakirhâneye teşrîf
eder misiniz?)
Ricâmı kabûl edip,
(Peki, gidelim) dedi.
Kalktı ve bize doğru
yürüyüp ilerledi.
Bana bir şey sormadan,
yürüdü eve kadar.
Kapımızın önüne gelince,
kıldı karar.
Girip sohbet eyledik,
biraz sonra, bir ara,
Baktı kitaplıktaki
dizili kitaplara.
Onlardan birisini
gösterip eli ile,
Buyurdu: (Şu
kitâbı çıkarıp getir
hele.)
Getirdim, kapağını
eliyle kaldırarak,
Buyurdu ki:
(Ne yazdın sen buraya,
gel de bak?)
Bakınca, hâtırladım
“Yedi yıl” öncesini.
Ben bir gece, rüyâda
görmüştüm kendisini.
Arz ettim ki: (Efendim,
rüyâ idi o fakat,
Hamd olsun ki o rüyâ,
şimdi oldu hakîkat.)
|