|
37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise
Sirruh)
O,
HAZRETİ HIZIR’DI
Bir sevdiği vardı ki,
ismi, “Emîr Hüseyin”.
Bu zâtı, Buhârâ’ya
gönderdi bir iş için.
O kimse anlatır ki: Ben
Kasr-ı ârifândan,
Hocamın emri ile, yola
çıktım o zaman.
Yolda, kendi kendime
bâzen söyleniyordum.
Nefsimi azarlayıp, ona
şöyle diyordum:
(Islâh olacak mısın ey
nefsim acabâ sen?
Ve ben kurtulur muyum,
bir gün senin şerrinden?
Meğer sen, ne derece
hâin ve alçakmışsın.
Hattâ yüzbin şeytândan,
daha zararlıymışsın.)
Ben böyle azarlarken
nefsimi tekrar tekrar,
Çıktı birden karşıma,
nûr yüzlü bir ihtiyâr.
Dedi ki: (Sen bu yolda,
ne kadar bir meşakkat,
Çektin ki, azarlarsın
nefsini böyle evlât?
Sen, önce öğrendin mi,
dînini ince ince?
Ve amel eder misin, o
ahkâm mûcibince?
Evet, nefs-i emmâren çok
alçak, pek hâindir.
Lâkin yola gelmesi,
gayretine tâbidir.
Tanıttı Hak teâlâ, sana
bir "Mürşid”ini.
Sen, danışıyor musun, o
zâta her işini?
Tâbi oluyor musun, o
üstâda her işte?
Nefisten kurtulmanın
çâresi budur işte.
O zâtın emrettiği ne ise
iş ve hizmet,
Ona, cân-ü gönülden ver
büyük ehemmiyet.
Evet, “Zor”
gelebilir o hizmetler
nefsine.
Lâkin buna bağlıdır,
kurtulman senin yine.
O zâtın emrettiği
hizmetlerin hepsini,
Yaparsan, temizlersin
kötülükten nefsini.
Sen ona muhâlefet
ettikçe ey evlâdım!
Bu yolda, ileriye
atamazsın tek adım.
Sana, benim en mühim
diyeceğim şey şudur:
Hocana tam tâbi ol,
kurtuluş işte budur.
Onun her bir emrini, yap
hemen, etme te'vil.
Yalnız onun emrine tâbi
ol, nefse değil.)
Ben onun sözlerini
dinliyorken gönülden,
Bir de baktım, bir anda
kayboldu göz önünden.
Ne güzel nasîhatler etti
bana o bizzât.
Ve lâkin merak ettim,
kimdi o "mübârek zât?"
Onun bu sözlerini,
yazdım o gün kalbime.
Hemen bir çeki düzen
verdim kendi hâlime.
Ben bu güzel sözleri,
tefekkür ederekten,
Hocamın huzûruna,
kavuştum sabah erken.
O sabah namâzını, hocam
ile berâber,
Kılınca, bana bakıp
tebessüm eylediler.
Ve bana sordular ki:
(O güzel nasîhatı,
Söyliyen kimdi acep,
tanıdın mı o zâtı?)
(Tanımadım) deyince,
buyurdu ki:
(Ey evlât!
O, hazreti Hızır’dı,
etti böyle nasîhat.) |