ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise Sirruh)

ONSEKİZ YAŞINDAYDIM

 

Kendisi anlatır ki: Ben dünyâya gelince,

Babam, büyük hocama götürdü beni önce.

 

Ne zaman ki gelmiştim tam evlenme çağına,

Gönderdi dedem beni, bu zâtın ocağına.

 

Semmâs”da otururdu, o zaman bu büyük zât.

Biz, “Kasr-ı ârifân”da oturuyorduk fakat.

 

Düğüne dâvet için, gidiyordum o zâta.

Büyük sevinç içinde, koşuyordum âdetâ.

 

Onun nûr cemâlini, hep görmek istiyordum.

Mübârek sohbetine bir erişsem” diyordum.

 

Huzûruna varmadan, abdest alıp o gece,

Mübârek dergâhtaki, mescide girdim önce.

 

Huzûr ve huşû ile, iki rekât bir namâz,

Kılıp, vardım secdeye, eyledim şöyle niyâz:

 

(Yâ Rab, belâ yükünü, muhabbet mihnetini,

Çekebilecek kadar, kuvvetli eyle beni.)

 

Oradan, üstâdımın yanına gelir gelmez,

Buyurdu ki: (Evlâdım, öyle duâ edilmez.

 

Allahtan “Belâ” değil, hep “Âfiyet” istenir.

“Yâ Rab, beni rızâna kavuştur” demelidir.)

 

Birlikte yemek yiyip, kavuştum iltifâta.

Gözüm, ondan gayriyi görmüyordu âdetâ.

 

Bana bir “Ekmek” verip, buyurdu ki: (Evlâdım!

Bunu al, yolculukta olur bu belki lâzım.)

 

“Peki efendim” deyip, ekmeği aldım, ancak,

Düşündüm ki: “Bu ekmek, nerde lâzım olacak?

 

Artık içim içime sığmıyordu benim hiç.

Vardı o gün kalbimde, büyük huzûr ve sevinç.

 

Hocamın sohbetinden, aldığım ilhâm ile,

Kalbimden "Dünyâ" fikri çıkmıştı tamâmiyle.

 

Öyle tutulmuştum ki, hem "İlâhî bir aşk"a,

Çıktı her şey kalbimden, bu muhabbetten başka.

 

Üstâdımla birlikte, nihâyet yola çıktık.

Bir miktar yol yürüyüp, bir karyeye ulaştık.

 

Hocamın dostlarından biri vardı çok fakir.

O, evine çağırıp etti bizi misâfir.

 

Ve lâkin dikkat ettim, o fakir ev sâhibi,

Yüzü kızarıyordu, çok “mahcûb olmuş” gibi.

 

Hocam dahî gördü ki, var onda garip bir hal,

(Senin bir sıkıntın mı var?) diye etti suâl.

 

O, mahcûb vaziyette, arz etti ki: (Efendim!

Ben sizi, her ne kadar evime dâvet ettim.

 

Çok istiyor isem de, bir şeyler ikrâm etmek,

Lâkin yalnız sütüm var, yok evimde hiç ekmek.)

 

Hocam bana baktı ve buyurdu: (Çantayı aç.

O verdiğim ekmeğe, şimdi oldu ihtiyâç.)

 

“Peki efendim” deyip, ekmeği arz eyledim.

Daha çok fazlalaştı ona teslîmiyyetim.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan