ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

37 - BEHÂÜDDÎN-İ BUHÂRÎ (Kuddise Sirruh)

KOKUSUNU DUYUYORUM

 

Evliyâ-i kirâmın en büyüklerindendir.

İnsanların kalbine, nûr salıp etti tenvîr.

 

Seyyid Emîr Külâl”in talebesidir bu zât.

Kararmış olan kalpler, onunla buldu hayât.

 

Seyyid” olup, Resûlün kerîm evlâdındandır.

Dînin yayılmasında, pekçok hizmeti vardır.

 

Binüçyüzonsekizde, teşrîf etti dünyâya.

Yetmişüç” yaşındayken, göçtü dâr-ı bekâya.

 

Buhârâ’da bir belde var ki, “Kasr-ı ârifân”,

Kabri bu yerde olup, nûr saçılır oradan.

 

Bu büyük zât, dünyâya gelmişti bu beldede.

Hem vefâtları dahî, oldu yine bu yerde.

 

O, dünyâya gelmeden, duyulmadan hiç adı,

Onun geleceğini, müjdeledi üstâdı.

 

“Hâce Muhammed Bâbâ Semmâsî”ydi ki o zât,

Ondan saçılıyordu dünyâya her füyûzât.

 

Ne zaman geçse idi, o Kasr-ı ârifân’dan,

Derdi: (Bana, bir koku geliyor ki buradan,

 

Zuhûr eder bu yerde, çok büyük bir evliyâ.

Kararmış gönülleri, nûruyla eder ihyâ.)

 

Gelince başka bir gün, bu bereketli yere,

Buyurdu ki: (O koku, fazlalaşmış bu kere.

 

Öyle zannederim ki, o, dünyâya gelmiştir.

Büyüyüp yetişince, islâma kuvvet verir.)

 

Böyle söylediğinde hakîkaten o velî,

Henüz "Üç gün" olmuştu, o dünyâya geleli.

 

Babası, kucağına alarak bu oğlunu,

Bu büyük "Evliyâ"ya götürdü o gün onu.

 

O zât, onu görünce, sevinip buldu huzûr.

Buyurdu: (O dediğim evliyâ, işte budur.

 

Zâten ben, her ne zaman geçseydim bu beldeden,

Alırdım kokusunu, bu büyük zâtın hemen.)

 

Daha sonra, şefkatle bağrına bastı onu.

Buyurdu: (Evlâtlığa kabûl ettik biz bunu.)

 

Sonra Emîr Külâl’e dedi: (Bu, benim oğlum.

Bunun yetişmesini, sana ısmarlıyorum.)

 

Büyüyüp tâbi oldu, o da “Emîr Külâl”e.

Ondan feyiz alarak, erişti tam kemâle.

 

O, henüz çocuk iken, evliyâlığa âit,

Alnında, işâretler görünürdü her vakit

 

Annesi anlatır ki: (Bu oğlum Behâeddîn,

Kerâmet” sâhibiydi, dört yaşındayken hemin.

 

Evimizde bir inek vardı yavrulıyacak.

Henüz doğurmasına, bir müddet vardı ancak.

 

Bir gün bana dedi ki, ineği göstererek:

“Beyaz başlı bir yavru doğuracak bu inek.”

 

Birkaç ay geçmişti ki, o günden îtibâren,

Beyaz başlı buzağı doğurdu inek aynen.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan