ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

36 - İMÂM-I BUHÂRÎ (Rahmetullahi Aleyh)

İLMİ ZELÎL EDEMEM

 

İmâm-ı Buhârî”nin ilminin üstünlüğü,

Yayılınca her yere, dîninin bütünlüğü,

 

İnsanlar hayrân kalıp, koştular kendisine.

Ve binlerce talebe, üşüştüler dersine.

 

Lâkin kıskandı onu, bâzıları mâlesef.

O dahî çok üzülüp, onlara etti esef.

 

Göç etti Nişâbur’dan, Buhârâ’ya nihâyet.

İnsanlar, akın akın ettiler hep ziyâret.

 

O yere teşrîfleri, erişince vâlîye,

Bir haberci gönderdi, "Yanıma gelsin" diye.

 

O görevli gelerek, dedi ki: (Efendimiz!

Sizleri, huzûruna çağırıyor vâlimiz.

 

İlmi, bizzât dinlemek istiyor ağzınızdan.

Ayrıca bir isteği olacak zâtınızdan.)

 

Bu teklîf karşısında, düşünüp önce biraz,

Buyurdu: (Benim ona gitmem hiç uygun olmaz.

 

Ben onun ayağına gidersem bu iş için,

"İlm"i zelîl ederim, doğrusu budur işin.

 

Kim "ilm"e tâlip ise, gelir ilmin yanına.

Ve lâkin "âlim" gitmez, kimsenin ayağına.

 

Vâlî de, istiyorsa benden bir şey öğrenmek,

Yanıma gelmelidir, "ilm"e tâzim ederek.

 

Çocuklarına dahî ders veririm ben, ama,

Onlar da zahmet edip, gelmeliler yanıma.

 

Zîrâ tahsîs edersem, vakti o bebelere,

Haksızlık olmuş olur, sâir talebelere.)

 

Vâlîye böyle haber ulaşınca "İmâm"dan,

Nefsine ağır gelip, gadaba geldi o an.

 

Zîrâ anlıyamadı, o, bundaki hikmeti.

Bir haber gönderdi ki: (Terk etsin memleketi.)

 

"Hazret-i İmâm" ise, çok üzüldü bu hâle.

Allahü teâlâya etti onu havâle.

 

Bir ay geçmemişti ki bu işin üzerinden,

Vâlî, yolsuzluk yapıp, alındı görevinden.

 

Bir merkebin üstüne bindirildi o vâlî.

Ve gelip tükürdüler, ona cümle ahâli.

 

Çoluk çocuk toplanıp, ettiler çok hakâret.

Ve onun bu hâlinden, insanlar aldı ibret.

 

"Hazret-i İmâm" ise, giderken Semerkand’a,

Dedikodu işitti yine kendi hakkında.

 

İnsanların hâlinden, bir hayli üzülerek,

Daraldı temiz rûhu ve canı sıkıldı pek.

 

Bir gece, teheccüdde yalvardı Allahına:

(Yâ Rabbî al rûhumu, dar geldi dünyâ bana.)

 

Hastalandı âniden, bir bayram arefesi.

Vefât etti nihâyet, o bayramın gecesi.

 

Kabrinden, bir hoş koku yayılırdı her gece.

Hem de hiç azalmayıp, devam etti günlerce.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan