|
36 - İMÂM-I BUHÂRÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
AÇILDI İKİ GÖZÜ
“İmâm-ı Buhârî”
ki, hadîste büyük üstâd,
Sahîh-i Buhârî'yi o
yazdı kendi bizzât.
Kitâbullah'tan
sonra, bu kitaptır
bî-baha.
Zîrâ bundan kıymetli,
bir eser yoktur daha.
Çok küçük yaşta iken,
vefât etti babası.
Ve lâkin çok sâliha var
idi bir anası.
Oğlunun tahsîlini, o
aldı üzerine.
Nesi varsa harcadı, hep
onun tahsîline.
Çocukken, gözlerine
gelmişti bir hastalık.
Nihâyet ikisi de, hiç
görmez oldu artık.
Annesi, gece gündüz duâ
ederdi ki hep,
Göndersin Hak teâlâ şifâ
için bir sebep.
Bir gece rüyâsında,
gördü "Halîlullah"ı.
Oğlu için bir duâ istedi
ondan dahî.
O buyurdu: (Ey
hâtun, üzülme buna aslâ.
Oğlunun gözlerini,
açacak Hak teâlâ.)
Uyanınca gördü ki,
hakîkaten oğlunun,
Açılmış iki gözü,
sevinip oldu memnun.
"On" yaşında
başladı, hadîs
ezberlemeye.
Lâkin lüzum görmezdi
yazmaya, kaydetmeye.
Bir hadîsi, bir defâ
duysa, ezberliyordu.
Buna, hocaları da çok
hayret ediyordu.
Zîrâ "Onbeş" yaşına
henüz daha gelmeden,
Tam "Yetmişbin"
hadîsi, biliyordu
ezberden.
Hem de râvîlerinin
kimler olduklarını,
Ad ve künyeleriyle,
ahlâk durumlarını,
Hattâ nerde, ne zaman
doğmuşlar ise acep,
Ve ne zaman, nerede
ölmüşler, bilirdi hep.
"Onaltı"
yaşındayken, hadîs
ihtivâ eden,
Kitapların hepsini,
ezberledi tamâmen.
Sonra da ilim için,
eyledi çok seyâhat,
Hadîs râvîleriyle,
görüştü kendi bizzât.
"Kırk" yaşına
kadar da, devam etti bu
böyle.
Görüştü bu yerlerde "Bin"
hadîs âlimiyle.
"Üçyüzbin"den çok hadîs
ezberinde olana,
“İmâm” dendiği
için, kavuştu bu ünvâna.
Hadîste, kimse onun
tutamazdı yerini.
Ondan hadîs alanlar,
geçmişti "Doksan bin"i.
Nişâbur’a
gitmişti, yine ilim
almaya.
"Dört bin" kişi
gelmişti onu
karşılamaya.
"Sahîh-i Buhârî"
nâm kitâbı o yazmıştı.
Tam onaltı senede, bunu
tamamlamıştı.
Tek tek her bir hadîsi,
yazmadan önce daha,
Gusül abdesti alıp,
gelirdi Beytullaha.
Makâm-ı İbrâhim'de, iki
rekât bir namâz,
Kılarak, istihâre
yapardı sonra biraz.
Tam kanâat ederse, “Bu
sahîhtir” diyerek,
Yazardı kitâbına,
Besmele söyliyerek. |