ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

35 - AHMED YESEVÎ (Rahmetullahi Aleyh)

KÖPEK ŞEKLİNE GİRDİLER

  

Hâce Ahmed Yesevî”, küçük yaşından beri,

Her sünnete riâyet ediyordu ekseri.

 

Ve “Altmışüç” yaşına geldiğinde o hattâ,

Artık arzu etmedi bulunsun bu hayâtta.

 

Derdi ki: “Resûlullah, bu yaşta etti vefât.

Yakışır mı süreyim dünyâda hâlâ hayât?”

 

Bir hücre yaptırarak yer atında o günü,

Hep orada geçirdi geri kalan ömrünü.

 

"Mezar" gibi bir yerdi, dar, küçük ve karanlık.

O yerde, ibâdetle ömür sürdü o artık.

 

Kendini “Vefât etmiş” düşünerek, öylece,

İlim ve ibâdetle geçirdi gündüz gece.

 

“Yüzyirmiüç” yaşında ettiğinde o vefât,

Bu yerde, “Altmış sene” sürmüş oldu bir hayât.

 

Yesi” şehrine yakın var idi ki bir diyâr,

Düşman idi o zâta o beldede olanlar.

 

Günden güne, şöhreti çoğalınca bu zâtın,

Ona düşmanlığı da, artıyordu bu halkın.

 

Bunlar, bir gün toplanıp aldılar ki bir karar,

Hırsızlık suçu” ile onu karalıyalar.

 

Bunun için, bir “Sığır” kesiverip bir gece,

Dergâhın avlusuna bıraktılar gizlice.

 

Ertesi gün, bu işi yapan o edebsiz halk,

Bu plân gereğince, bir yerde toplanarak,

 

Hep birden, o dergâhın kapısına geldiler.

“Sığırımız çalınmış, siz aldınız” dediler.

 

Ahmet Yesevî ise biliyordu bu hâli.

Yine onlar nâmına kederlendi bir hayli.

 

Dışarda o ahmaklar, hiç hayâ etmeksizin,

Isrâr ediyorlardı avluya girmek için.

 

O sığırı, avluda bularak onlar gûyâ,

Hırsız” diyeceklerdi bu büyük evliyâya.

 

Avlunun kapısını açarak o bu sefer,

Hiddetle buyurdu ki: “Haydi, girin köpekler!”

 

Girince çapulcular o avlunun içine,

Girdiler hepsi birden, birer “Köpek” şekline.

 

Kestikleri sığıra, birden hücûm ederek,

Çok kısa bir zamanda bitirdiler yiyerek.

 

Lâkin çok üzüldüler köpek olduklarına.

Kurtulmaları için, yalvardılar hep ona.

 

Yine merhamet edip Hâce Ahmed Yesevî,

Kurtardı köpeklikten yine o kimseleri.

          

Başka bir gün, “Timur Hân”, giderken Buhârâ’ya,

Türkistan’da bir gece, ördü şöyle bir rüyâ:

 

Ona, Ahmed Yesevî buyurdu ki: “Ey yiğit!

Burada fazla kalma, hemen Buhârâ’ya git.

 

Oraya, ordun ile vâsıl ol ki çabucak,

O memleketin fethi, sana nasîb olacak.”

 

Timur Hân, çok sevinip gördüğü bu rüyâya,

Bu işâret üzere, yürüdü Buhârâ’ya.

 

Alınca bu velîden, bu himmet ve duâyı,

Onun bereketiyle fethetti Buhârâ’yı.

 

Hazret-i Hızır” dahî yanındaydı Timur’un.

Evliyâ-yı kirâma sevgisi çoktu onun.

 

Bir türbe yaptırdı ki, "Ahmed-i Yesevî"ye,

Hâlen de durmaktadır o bütün haşmetiyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan