|
35 - AHMED YESEVÎ (Rahmetullahi
Aleyh)
KÖPEK ŞEKLİNE GİRDİLER
“Hâce Ahmed Yesevî”,
küçük yaşından beri,
Her sünnete riâyet
ediyordu ekseri.
Ve “Altmışüç”
yaşına geldiğinde o
hattâ,
Artık arzu etmedi
bulunsun bu hayâtta.
Derdi ki:
“Resûlullah, bu yaşta
etti vefât.
Yakışır mı süreyim
dünyâda hâlâ hayât?”
Bir hücre yaptırarak yer
atında o günü,
Hep orada geçirdi geri
kalan ömrünü.
"Mezar" gibi bir
yerdi, dar, küçük ve
karanlık.
O yerde, ibâdetle ömür
sürdü o artık.
Kendini “Vefât etmiş”
düşünerek, öylece,
İlim ve ibâdetle geçirdi
gündüz gece.
“Yüzyirmiüç” yaşında
ettiğinde o vefât,
Bu yerde, “Altmış
sene” sürmüş oldu
bir hayât.
“Yesi” şehrine
yakın var idi ki bir
diyâr,
Düşman idi o zâta o
beldede olanlar.
Günden güne, şöhreti
çoğalınca bu zâtın,
Ona düşmanlığı da,
artıyordu bu halkın.
Bunlar, bir gün toplanıp
aldılar ki bir karar,
“Hırsızlık suçu”
ile onu karalıyalar.
Bunun için, bir “Sığır”
kesiverip bir gece,
Dergâhın avlusuna
bıraktılar gizlice.
Ertesi gün, bu işi yapan
o edebsiz halk,
Bu plân gereğince, bir
yerde toplanarak,
Hep birden, o dergâhın
kapısına geldiler.
“Sığırımız çalınmış, siz
aldınız”
dediler.
Ahmet Yesevî ise
biliyordu bu hâli.
Yine onlar nâmına
kederlendi bir hayli.
Dışarda
o ahmaklar, hiç hayâ
etmeksizin,
Isrâr ediyorlardı avluya
girmek için.
O sığırı, avluda bularak
onlar gûyâ,
“Hırsız”
diyeceklerdi bu büyük
evliyâya.
Avlunun kapısını açarak
o bu sefer,
Hiddetle buyurdu ki:
“Haydi, girin köpekler!”
Girince çapulcular o
avlunun içine,
Girdiler hepsi birden,
birer “Köpek”
şekline.
Kestikleri sığıra,
birden hücûm ederek,
Çok kısa bir zamanda
bitirdiler yiyerek.
Lâkin çok üzüldüler
köpek olduklarına.
Kurtulmaları için,
yalvardılar hep ona.
Yine merhamet edip Hâce
Ahmed Yesevî,
Kurtardı köpeklikten
yine o kimseleri.
Başka bir gün, “Timur
Hân”, giderken
Buhârâ’ya,
Türkistan’da bir gece,
ördü şöyle bir rüyâ:
Ona, Ahmed Yesevî
buyurdu ki:
“Ey yiğit!
Burada fazla kalma,
hemen Buhârâ’ya git.
Oraya, ordun ile vâsıl
ol ki çabucak,
O memleketin fethi, sana
nasîb olacak.”
Timur Hân, çok sevinip
gördüğü bu rüyâya,
Bu işâret üzere, yürüdü
Buhârâ’ya.
Alınca bu velîden, bu
himmet ve duâyı,
Onun bereketiyle
fethetti Buhârâ’yı.
“Hazret-i Hızır”
dahî yanındaydı
Timur’un.
Evliyâ-yı kirâma sevgisi
çoktu onun.
Bir türbe yaptırdı ki, "Ahmed-i
Yesevî"ye,
Hâlen de durmaktadır o
bütün haşmetiyle. |