|
34 - AHMED NÂMIKÎ CÂMÎ (Kuddise
Sirruh)
ÖNCE İÇKİ İÇERDİ
Evliyânın
büyüğü, asrının bir tânesi.
Sahâbe-i
kirâma dayanır sülâlesi.
"Kötü
arkadaş"ları var idi ki önceden,
Yer içip
gezerlerdi, hiçbir şey düşünmeden.
Hattâ içki
içmeyi, âdet edinmişlerdi.
"Şarap"
için, kırk adet küp alıp dizmişlerdi.
Kırkı da,
"Şarap" ile dolu idi lebâleb.
Alıp
getirirlerdi, oradan sırayla hep.
Şarap almak
sırası, gelince bir gün ona,
Gitti sabah
merkeple, o küplerin yanına.
Lâkin birden
şaşırıp, kaldı hayret içinde.
Zîrâ hiç içki
yoktu, küplerin hiç birinde.
Bir şey
anlamamıştı, düşündü ki: “Dünkü gün,
Hepsi de,
şarap ile doluydu bu kırk küpün.”
Şaşkın halde,
oradan yöneldi bağ evine.
Oradaki
şaraptan, yükledi merkebine.
Bu sefer de
merkebi yürümüyordu fakat.
Ne kadar
vurduysa da, diretip etti inât.
O sırada
gâibden, bir nidâ geldi ona:
(Ey Ahmed,
suçu yoktur, ilişme o hayvana.
O, şimdi
sâhip değil kendi irâdesine.
Biz mâni
oluyoruz, onun yürümesine.)
O, bu sesi
duyunca, kapandı yere hemen.
Dedi: (Tövbe
yâ Rabbî, artık içmem bunu ben.
Lâkin emir
buyur da, şu merkebim yürüsün.
Ki, mahcûb
olmıyayım arkadaşlara bu gün.)
Başladı
yürümeye merkebi en nihâyet.
Ve
arkadaşlarının yanına etti avdet.
Şarapları
koyarak, çekildi kendi geri.
Dediler:
(Nerde kaldın, sabah vaktinden beri?
Hem niçin
çekilirsin, haydi gel de, sen de iç.)
Dedi:
(Ben tövbe ettim, artık içmiyorum hiç.)
Dediler ki:
(Ey Ahmed, böyle neler diyorsun?
Bırak, şimdi
bizimle şaka mı ediyorsun?)
Isrâr
ettilerse de, “Gel iç” diye ne kadar,
Dedi: (İçmiyeceğim,
etmeyin fazla ısrâr.)
O sırada,
gâibden bir ses duydu: (Ey Ahmed!
Al ve iç
ellerinden, eyleme muhâlefet.)
Aldı bu emir
ile "Şarab"ı ellerinden.
İçti, lâkin o
anda hayrette kaldı birden.
Zîrâ o
içtiğinin, değişikti lezzeti.
Şarap, onun
elinde olmuştu “Bal şerbeti”.
Arkadaşlarına
da, eliyle etti ikrâm.
Onlar dahî
içince, şaşkına döndüler tam.
Onların
içtiği de, olmuştu çünkü "Şerbet".
Hepsi,
günâhlarına tövbe etti nihâyet.
Sonra, eline
alıp bir odun kütüğünü,
Kırdı hep
teker teker, o kırk şarap küpünü.
|