|
33 - ALÂÜDDÎN-İ ATTÂR (Rahmetullahi Aleyh)
SON NASÎHATLERİ
Hocası "Behâeddîn
Buhârî" hazretleri,
Onu, kendi
yanına oturturdu ekseri.
Çok teveccüh
ederdi, sık sık ona dönerek.
Söylerdi
kıymetini, bâzı kere överek.
Derdi ki: (Her
ne zaman, ben Alâeddînimi,
Gördüğümde,
muhakkak hâtırlarım Rabbimi.)
Henüz hayâtta
iken "Behâeddîn Buhârî",
Ona havâle
etti, cümle talebeleri.
"Alâeddîn-i
Attâr" buyurdu ki: (Velîler,
Kulları, Hak
yoluna çekerek yön verirler.
Evliyânın
sohbeti, aklı kuvvetlendirir.
Ve Rabbin
rızâsını almaya vesîledir.)
Vefâtlarına
yakın, cümle talebesini,
Huzûruna
çağırıp, yaptı vasiyyetini.
Dedi:
(Birbirinize, eyleyin çok muhabbet.
Ve haramdan
kaçmaya, gösterin büyük gayret.
"Sohbet",
mühim sünnettir, devam edin siz buna.
Zîrâ kul,
sohbet ile kavuşur murâdına.
Eğer
bulamazsanız, sohbet ehli birini,
Okuyun o
takdîrde, onun eserlerini.
Zîrâ "Kitap
okumak", yarısıdır sohbetin.
Sohbet yoksa,
"Kitâb"ı sakın ihmâl etmeyin.
Bu yolda, hiç
yılmadan çalışın ki, gün gelir,
Senelerin
kazancı, bir lâhzada verilir.)
Sonra, bel
ağrısıyla, tutuldu hastalığa.
Bir Perşembe
gününde, artık düştü yatağa.
Buyurdu:
(Kardeşlerim, sakının her haramdan.
Bir an gâfil
olmayın, Allahü teâlâdan.
Günâhlar,
büyük-küçük diye ayrılırsa da,
Küçük
günâhlar dahî, "Büyük"tür esâsında.
Çünkü günâh,
Allahın nehyettiği bir iştir.
İstiğfâr
edilmezse, karşılığı ateştir.)
Buyurdu:
(Müsâdesi olsaydı Rabbimizin,
Yüksek
himmetleriyle hocam Behâeddînin,
Bilcümle
insanları, hem de tek bir nazarda,
Vilâyet
makâmına çıkartırdım bir anda.
Fakat Hak
teâlânın, bu değildir âdeti.
İnsanlar
anlıyamaz, nedir bunun hikmeti?)
Hastalığı,
gün be gün daha şiddetlenince,
Yine
talebesiyle, sohbet etti bir nice.
Buyurdu:
(Bu dünyâdan ayrıldı hep velîler.
Bâzısı da,
yakında gitmek üzeredirler.)
Yanlarında
birisi, göstererek bahçeyi,
Dedi ki: (Şu
çiçekler, ne çekici, ne iyi.)
Buyurdu ki:
(Toprak da, iyi ve güzeldir pek.
Bu dünyâya
meylimiz, olmadı bu güne dek.
Tek üzüntüm
şudur ki, ziyârete gelenler,
Beni
bulamayınca, kalbi kırık dönerler.)
|