|
31 - SEYYİD EMÎR KÜLÂL
(Rahmetullahi Aleyh)
VASİYYETİ VE VEFÂTI
Evliyânın
büyüğü, esseyyid "Emîr Külâl".
Etmemişti ki
henüz âhirete intikal,
Ölüm
hastalığında, bildi ki yaklaştı "mevt".
Talebeyi
toplayıp, eyledi bir vasiyyet.
Buyurdu ki:
(Ey benim makbûl talebelerim!
Aranızdan
ayrılmam, yaklaştı zannederim.
Dinleyin,
vasiyyetim şu ki size en evvel,
"Dînin
emirleri"ni öğrenin çok mükemmel.
Çünkü
Resûlullaha tâbi olmaz iseniz,
Yarın mahşer
gününde, pişmânlık çekersiniz.
Kardeşlerim,
az dahî dalmayın ki "gaflet"e,
Yarın
düşmiyesiniz, ebedî felâkete.
Temiz olması
için kalbin, dilin, bedenin,
Temiz ve
helâlinden yemeği huy edinin.
Eğer bir
lokma dahî, "haram"dan yerse bir kul,
Hak teâlâ
indinde, duâsı olmaz kabûl.
Nitekim bir
hadîste buyuruldu: “Bir kimse,
Haram
karıştırmadan, kırk gün helâl yer ise,
Allah,
"Nûr"la doldurur o kişinin kalbini.
Ve giderir
gönlünden, dünyâ muhabbetini.”
Kardeşlerim,
sakının her haram ve günâhtan.
Zîrâ daha
kıymetli bir amel yok "Takvâ"dan.
Nasıl ki,
beldeleri ayıran hudut vardır,
Dînin hudûdu
ise, "haram" ve "günâh"lardır.
Ve nasıl cezâ
varsa, hudûdu geçenlere,
Allah da cezâ
verir, günâh işliyenlere.
Her zaman ve
her yerde, konuşurken, gülerken,
Her bir işte,
meselâ bir şey yer ve içerken,
Yaptığınız
her işten, "hesap" var âhirette.
Cevap
veremezseniz, cezâsı var elbette.
Öyleyse,
cevapları hazırlayın şimdiden.
Ki, halâs
olasınız Cehennem ateşinden.)
Vasiyyeti
bildirip, çekildi odasına.
Ve üç gün,
hiç çıkmadı talebe arasına.
Sonra çıktı
dışarı, bulunca biraz sıhhat.
Gördü ki,
mescidine toplanmış çok cemâat.
Dediler:
(Odanızdan çıkmayınca siz üç gün,
Talebeler, bu
yüzden oldu mahzûn ve üzgün.)
Buyurdu: (Bu
müddette, tefekkür ettim ki hep,
“Benim ve
talebemin, ne olur hâli acep?”
Gâibden bir
ses bana, dedi: "Yâ Emîr Külâl!
Sana ve
talebene, erişmez o gün zevâl.
Hepinizi,
tamâmen affetti hak teâlâ.
Size azâb
olunmaz, düşünme bunu aslâ.
Hattâ
mutfağınızdan uçan bir tek sineğin,
Konduğu
kimseler de, affoldu senin için.")
Sonra da, "Şehâdet"i
söyleyip bu büyük zât,
Bir Perşembe
gecesi, fecirde etti vefât.
|