|
31 - SEYYİD EMÎR KÜLÂL
(Rahmetullahi Aleyh)
DEVRİNİN BİR TEKİYDİ
Evliyânın büyüğü, eşi
yoktu himmette.
Devrinin bir tekiydi,
ilim ve mârifette.
Sâyesinde çok insan
bulmuştu hidâyeti.
Daha doğmadan önce,
görüldü kerâmeti.
Ziyâret maksadıyla bir
gün "Emîr Külâl"i,
Medîneden bir gurup,
ilim ehli ahâli,
Buhârâ'ya gelerek,
sordular birisine:
(Nasıl gidebiliriz,
Suhârî beldesine?)
Baktılar ki herbiri,
ilim ehli insanlar.
Sordu ki: (Suhârî’de,
sizin ne işiniz var?)
Dediler:
(Emîr Külâl, oluyor
üstâdımız.
Kendisini ziyâret
etmektir maksadımız.)
O zât, "Emîr Külâl"in
vefât eylediğini,
Söyleyince, bir keder
kapladı her birini.
Dediler:
(Üstâdımız, mâdem ki
etmiş vefât,
Bâri oğullarıyla kuralım
bir irtibât.)
Onlar ile görüşüp, çok
sohbet eylediler.
Bir ara, oğulları şöyle
suâl ettiler:
(Medîne beldesine hiç
gitmedi babamız.
Peki, nasıl oluyor, o
sizin üstâdınız?)
Dediler: (Emîr Külâl, o
yerlerde meşhurdur.
Bizden başka, bir nice
talebesi mevcuttur.
Hele hac mevsiminde,
gelirdi o muhakkak.
Bu sene gelmeyince,
hepimiz ettik merak.
Bizim diyârımızda, çok
sevilir, tanınır.
Ona talebe olan,
binlerce kimse vardır.)
Bir gün sohbet ederken,
"Esseyyid Emîr Külâl",
Kapladı kendisini,
mânevî tatlı bir hâl.
Hem de hac mevsimiydi,
anlatıyordu haccı.
Buyurdu ki: (Şu anda
görüyorum hüccâcı.)
Hak teâlâ perdeyi,
kaldırdı gözlerinden,
Ve gördü "Beytullah"ı,
oturduğu yerinden.
Hüccâc ne yapıyorsa
Beytullahta o sıra,
Görerek, anlatmaya
başladı insanlara.
Lâkin biri vardı ki,
orada olanlardan,
Düşündü ki: "Hiç Kâbe,
görülür mu buradan?"
Onun düşüncesini anladı
"Emîr Külâl".
Lütfedip, huzûruna
çağırdı onu derhal.
Buyurdu ki: (Ey
kişi, biraz yum
gözlerini.
Bak, sen de göreceksin
benim gördüklerimi.)
O kişi, gözlerini
kapayınca, ânında,
Buluverdi kendini,
Beytullahın yanında.
Ve gördü ki, Kâbeyi
tavâf eder hacılar.
Hattâ aralarında, "Emîr
Külâl" dahî var.
Uzun müddet seyredip,
açınca gözlerini,
Bildi Emîr Külâl’in
büyük kerâmetini.
Ellerine kapanıp, af
diledi kendinden.
İstifâde etmeye başladı
sohbetinden. |