|
29 - MAHMÛD İNCİRFAGNEVÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BÜYÜK ZÂT İDİ
İslâm âlimlerinin çok
büyüklerindendi.
İnsanların kalbine,
feyiz verenlerdendi.
"Ârif-i Rîvegerî"
hazretlerine gidip,
Yetişti tasavvufta, o
zâta hizmet edip.
Hem maddî, hem mânevî
ilimlerin hepsini,
Bu üstâdından alıp,
ıslâh etti nefsini.
Bu yolda, tam olarak
yetişince, nihâyet,
Hocası, kendisine verdi
mutlak icâzet.
Buyurdu ki: (Gaflete
dalmayın ki siz sakın,
“Ölüm var” ve
belki de eceliniz çok
yakın.
Dünyâ, bir “İmtihân”dır,
ölümle sone erer.
Ve ecel, peşinizden sizi
hep tâkîb eder.
Ölüm uyandırmadan,
uyanın ki şimdi siz,
Yoksa, mahşer gününde
pişmânlık çekersiniz.)
Derdi ki:
(Bu dünyâya eylemeyin
muhabbet.
Zîrâ ona, Rabbimiz
vermiyor zerre kıymet.
Merhamet eyleyin ki
kullarına Allahın,
Allah da, âhirette
acısın size yarın.)
Talebesi içinden, "Alî
Râmîtenî"yi,
Çok sevip, tasavvufta
yetiştirdi çok iyi.
Resûlullahtan gelen
feyzleri, aynen yine,
"Alî Râmîtenî"nin
akıttı saf kalbine.
Bir gün, bu talebesi
ederken zikre devam,
Geldi onun yanına, "Hızır"
aleyhisselâm.
Hürmetle karşılayıp,
sordu ona bir suâl:
(Kim vardır bu zamanda
ehl-i ilim, ehl-i hal?)
Buyurdu ki:
(Ey Alî, "Mahmûd
İncirfağnevî",
Kendine uyulacak büyük
âlim ve velî.
Her kim ona uyarsa,
halâs olur gafletten.
Kurtulur tez vakitte,
dünyâya muhabbetten.)
Bir gün de, giderlerken
talebeyle bir yere,
Havada beyaz bir "Kuş"
gördüler birden bire.
Başları üzerine
alçalarak bir hayli,
Konuştu açık açık:
(Kâmil er ol, yâ Alî!)
Pek çok duygulanarak
böyle söylemesinden,
Talebenin bir çoğu,
geçmişti kendisinden.
Biraz sonra, gelince
yine kendilerine,
Sordular hikmetini Alî
Râmîtenî’ye.
Buyurdu: (O, "Mahmûd-u
İncirfagnevî"dir ki,
Vermişti Hak teâlâ ona
bu kerâmeti.
O, yükselmiş olduğu çok
yüksek makamında,
Yetişir insanlara, en
sıkışık ânında.
Şu anda, filân kimse,
alır son nefesini.
Ziyârete gidiyor, uçarak
kendisini.
Zîrâ duâ etmişti o kişi
daha önce,
“Yâ Rab, gönder bir
velî, bana ecel
gelince.”
Şeytânlar, şimdi ona
olmuşlardır musallat.
Onları kovmak için,
gidiyor şimdi bizzât.) |