ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

25 - MAZHAR-I CÂN-I CÂNÂN (Rahmetullahi Aleyh)

KÜÇÜKTEN BELLİYDİ

 

Evliyânın büyüğü, "Mazhar-ı Cân-ı Cânân".

Onun gibi bir velî, az görmüştür bu cihân.

 

Henüz bu mübâreğin çocukluk zamanında,

Rüşd, hidâyet nûrları parlıyordu alnında.

 

"Ebû Bekr-i Sıddîk"ın her ne zaman ismini,

Ansaydı, karşısında görürdü kendisini.

 

"İmâm-ı Rabbânî"yi düşünseydi ne zaman,

Onun rûhâniyeti gelirdi ona o an.

 

Babası, kendisine demiştir ki: (Ey oğlum!

Sen dünyâya gelince, bu dünyâdan soğudum.

 

Mevkî, makam sâhibi bir dünyâ adamıyken,

Senin doğumun ile, terk ettim dünyâyı ben.)

 

Onaltı yaşındayken Mazhar-ı Cân-ı Cânân,

Dünyâyı, ebediyyen terk eyledi Mirza Cân.

 

Vasiyyet emişti ki oğluna ölüm günü:

(Evlâdım, boş şeylerle hebâ etme ömrünü.)

 

O dahî, babasının uyup vasiyyetine,

Gitmeye başladı hep, velîler sohbetine.

 

Lâkin akrabâları, dediler ki: (Ecdâdın,

Mevkî makam sâhibi zevâtıydı zamanın.

 

Biz arzu ederiz ki, sen dahî onlar gibi,

Olasın bu ülkede yüksek mevkî sâhibi.)

 

O gece, rüyâsında göründü bir evliyâ.

Ve ona buyurdu ki: (Vefâsızdır bu dünyâ.

 

Âhirete yönel ki, budur işin esâsı.

İnsan, cam parçasıyla, değişir mi elması?)

 

Sabah uyandığında, kalbinde mevkî, makam,

Düşüncesi, sevgisi, silinip gitmişti tam.

 

Artık o, bir kenara bırakarak dünyâyı,

Aramaya başladı "Âlim" ve "Evliyâ"yı.

 

Her kim haber verseydi, bir "Velî"yi kendine,

Onu arar ve bulur, giderdi sohbetine.

 

Kendisi anlatır ki: Onsekizdi tam yaşım.

Seyyid Nûr”dan bahsetti, bana bir arkadaşım.

 

Bu ismi işitince, elimde olmadan hiç,

Tam kapladı kalbimi, bir ferahlık ve sevinç.

 

Hattâ henüz görmeden, tutuldu kalbim ona.

Büyük bir iştiyâkla, vardım huzûrlarına.

 

İlk defâ gördüğümde bu "İslâm büyüğü"nü,

Anladım Hak katında olan üstünlüğünü.

 

Sünnet-i seniyyeye bağlı idi o gâyet,

Dînin emirlerine, ederdi tam riâyet.

 

Mübârek cemâlinden, sanki “Nûr” akıyordu.

Sohbetinin feyzleri, cana can katıyordu.

 

İyice anladım ki: “Rabbini arıyanlar,

Onun himmeti ile, çabuk kavuşuyorlar.

 

Kalbi hasta olanlar, görse onu bir defâ,

O sohbetle, kalbine, gelirdi nûr ve safa”

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan