|
23 - MUHAMMED İMKENEGÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BÜYÜK EVLİYÂ İDİ
Allah adamlarından, bir
âlim ve evliyâ.
Binbeşyüz onikide teşrîf
etti dünyâya.
Buhârâ’nın, "İmkene"
köyünde doğan bu zât,
Yine doksan yaşında, bu
yerde etti vefât.
Bu dîni yaymak için,
uğraştı gün ve gece.
Yanında, çok "Velîler"
yetiştirdi bir nice.
"Muhammed Bâkî"
idi, onların en mümtâzı.
O idi zamanının en büyük
evliyâsı.
O "Muhammed Bâkî" ki,
her gün artan aşkıyle,
Bir "Gönül sâhibi"ni
arıyordu şevk ile.
Tasavvufa girmeye, pek
fazlaydı hevesi.
Bu yoldaki gayreti,
şaşırtırdı herkesi.
Feyz alacak bir büyük,
bir "Velî"
arıyordu.
Kimden bir şey işitse, o
yere varıyordu.
Öyle çok arardı ki,
böyle kâmil bir zâtı,
Yetmezdi fazlasına, bir
insanın tâkatı.
Çırpınıp duruyordu, bir
"mürşid" bulmak
için.
Annesi, bu hâline çok
üzülürdü lâkin.
Gece yarılarında,
çıkarak sahrâlara,
Oğluna duâ için,
yalvarırdı Allaha:
(Yâ
Rabbî, bu oğlumun murâdı
neyse şâyet,
Sevdiğin kullarının
hürmetine ihsân et.
Ya onu vâsıl eyle, ya
canımı al benim.
Zîrâ artık kalmadı
tahammülüm, tâkatim.)
Annesi, gözyaşıyle
edince bu duâyı,
Oğlu, gece rüyâda gördü
bir "Evliyâ"yı.
"Muhammed İmkenegî" ona
dedi:
(Ey oğlum!
Nice gündür ben senin
yolunu bekliyorum.)
"Muhammed Bâkî Billâh",
sevinip bu rüyâya,
Derhal yola çıkarak,
ulaştı Buhârâ'ya.
Sevinçle huzûruna
girince en nihâyet,
Gördü ondan çok büyük
iltifât ve inâyet.
O büyük zât, onunla
girerek bir odaya,
Baş başa sohbet etti,
tam üç gün, doya doya.
Ve ona ihsân edip, çok
teveccüh ve himmet,
En büyük mertebeye
çıkardı en nihâyet.
Sonra da buyurdu ki:
(Tamam oldu işiniz.
Durmayıp, Hindistan’a
avdet edin şimdi siz.
Öyle görüyorum ki,
Hindistân diyârında,
Çok büyük bir "Evliyâ"
zuhûr eder yakında.
O, sizden feyz alarak,
bir "Kutub" olur ki hem,
Onun irşâdı ile,
nûrlanır cümle âlem.)
Üç günlük sohbet ile,
aldı mutlak icâzet.
Ve onun emri ile, geriye
etti avdet.
Serhend’e vardığında,
ses geldi kulağına.
Diyordu: (Vâsıl
oldun, o Kutb’un
diyârına.)
Sonra yetiştirdi ki, "İmâm-ı
Rabbânî"yi,
Görmemişti bu dünyâ
böyle yüksek velîyi. |