|
21 - SEYYİD NÛR BEDEVÂNÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
KIZIMI KURTARIN !
"Seyyid Nûr Bedevânî",
evliyâ-yı kirâmdan.
Titizlikle kaçardı, her
günâh ve haramdan.
Kerâmetle doludur,
baştan sona hayâtı.
Başı derde düşenler,
arıyordu bu zâtı.
Bir gün, yaşlı bir kadın
gelerek huzûruna,
Ağlayıp, bir derdini
arzetti yine ona.
Dedi ki: (Bir
gün cinler, kızımı
kaçırdılar.
Düşünüp, en sonunda
buraya geldim nâçâr.)
O, bunları dinleyip,
tefekkür etti biraz.
Ve sonra buyurdu ki:
(Rabbime ettim niyâz.
Allahın izni ile,
kurtulacak o yine.
Sen müsterîh olarak,
avdet eyle evine.)
Çıkıp, eve gelince o
yaşlı kadıncağız,
Gördü ki, hakîkaten
oturuyor evde kız.
Çok sevinip dedi ki: (Ey
kızım, söyle hele.
Sen, nasıl o cinlerden
kurtulup geldin eve?)
Dedi ki: (Onlar beni, o
gün yakaladılar.
Günlerce at koşturup,
bir sahrâya vardılar.
Ellerimi bağlayıp, hapse
attılar, fakat,
Biraz önce yanıma, geldi
“Nûr yüzlü” bir
zât.
Ellerimi çözerek,
çıkardı dışarıya.
Bir de baktım, bir anda
ben gelmişim buraya.)
Bir gün de, iki kişi
huzûruna geldiler.
(Bizi, talebeliğe
kabûl edin) dediler.
Lâkin îtikadları bozuk
idi bir hayli,
O zâttan gizlemeye
çalıştılar bu hâli.
Onların kalplerini
görüyordu o fakat.
Buyurdu ki:
(Lâzımdır önce doğru
îtikad.
Bu bozuk îtikaddan,
evvelâ vazgeçin siz.
Bize tâbi olmayı, sonra
talep ediniz.)
Onlar, bu kerâmeti görür
görmez bu zâttan,
Derhal rücû ettiler o
bozuk îtikaddan.
Biri de, dükkân açtı
evinin yakınında.
Sonra, "İçki"
satmaya başladı
dükkânında.
Talebeden birkaçı, bir
araya geldiler.
Adamın dükkânını, yıkıp
harâb ettiler.
O bunu işitince, daha da
üzülerek,
Buyurdu ki: (Sizlere
düşmezdi cezâ vermek.
Zîrâ bu, hükümetin
vazîfesidir şu an.
Niçin böyle yaptınız
bana hiç danışmadan?)
Sonra, “Altın”
doldurup, bir kesenin
içine,
Gönderdi onlar ile, o
dükkân sâhibine.
Buyurdu: (Bu
altını, götürüp ona
verin.
Ve bu işten ötürü, ondan
özür dileyin.)
Onlar, o altınları gidip
ona verdiler.
Ve çok özür dileyip,
Helâllık dilediler.
O da çok memnun olup,
hakkını etti helâl.
Ve gelip Seyyid Nûr’a “Talebe”
oldu derhal. |