|
21 - SEYYİD NÛR BEDEVÂNÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
YEMEKTE ZULMET VAR
Hindistân’ın “Bedevân”
şehrinde doğan bu zât,
Yine bu memlekette, “Delhi”de
etti vefât.
"Seyfettin Fârûkî"nin
bulunup sohbetinde,
Bir “Kâmil-i mükemmil”
oldu nihâyetinde.
Devamlı okuyarak,
Resûlün hayâtını,
Ona göre yapardı, her iş
ve tâatını.
Helâya, “Sağ ayak”la
girmişti bir gün sehven.
Tasavvufî halleri,
bağlandı bu sebepten.
Üç gün tövbe ederek,
yalvarınca Rabbine,
Önceki hallerine,
kavuştu aynen yine.
“Dünyâ düşkünleri”yle
görüşmezdi kat'iyyen.
Her gün yiyeceğini,
seçerdi helâlinden.
O kadar çok ibâdet
etmişti ki hayâtta,
Çok ayakta durmaktan,
büküldü beli hattâ.
Buyurdu: (Otuz
yıldır, herhangi bir
yemeği,
Geçirmedim kalbimden,
pişittirip yimeyi.
Ne zaman yiyeceğe gerek
duysaydım bilfarz,
Yanımda ne bulduysam, o
şeyden yerdim biraz.)
Bir günde, bir defâ ve
helâl yerdi muhakkak.
Bir yemek "Şüpheli"yse,
dururdu ondan uzak.
Yemek ikrâm etmişti
kendisine bir zengin.
Bir bahâne söyleyip,
yemedi ondan lâkin.
O dedi ki:
(Efendim, helâldi
yemeğimiz.
Çok üzüldüm, acabâ ne
için yemediniz?)
Yakın talebesine buyurdu
ki o hemen:
(Yemekte zulmet vardı,
yemedim bu sebepten.)
Onlar araştırdılar
gizlice bunu derhal.
Gördüler ki, yemeğin
malzemesi hep helâl.
Sonra anladılar ki, o
kimsenin niyeti,
“Hâlis” değil,
mâlesef "Gösteriş"miş
meğer ki.
Dünyâya düşkün biri, bu
zâttan, emâneten,
Bir kitap isteseydi,
verirdi ona hemen.
Lâkin geri gelince, iki
üç gün müddetle,
Alıp da okumazdı, onu
umûmiyetle.
“Sohbet”in
tesiriyle, kitaptaki o
zulmet,
Dağılınca, alır ve
okurdu en nihâyet.
En büyük talebesi, "Mazhar-ı
cân-ı Cânân".
Ondan bahsettiğinde,
ağlardı çoğu zaman.
Derdi ki: ("Seyyid
Nûr"a, siz
yetişemediniz.
Eğer ona yetişip, bir
defâ görseydiniz,
Derdiniz ki:
“Ne kudret sâhibidir ki
Allah,
Böyle bir mübârek zât
yaratmış, sübhânallah!”
Herkesin, "Baş gözü"yle
göremediklerini,
O, "Kalp gözü"yle
görür, anlardı
herbirini.)
Talabesinden biri,
yabancı bir kadına,
Bakıp da geldiğinde
hocasının yanına,
Buyurdu:
(Sende zinâ zulmeti
görüyorum.
Yabancı kadınlara, bir
daha bakma yavrum.) |