ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - AHMET BİN HADRAVEYH (Rahmetullahi Aleyh)

HIRSIZIN HİDÂYETİ

 

Ahmet ibni Hadraveyh”, büyük bir evliyâdır.

Hal ehli bir zât olup, kerâmetleri vardır.

 

İbrâhim bin Edhem’le görüşüp etti sohbet.

Belh şehrinde yaşayıp, eyledi çok riyâzet.

 

Derdi: “Olamıyorsa biri eğer muvaffak,

Basîretsizliğidir buna sebep muhakkak.

 

Hak ortada, yol açık, rehber var yol gösteren.

Hâlâ yolu şaşırmak, hâsıl olur körlükten.”

 

Belh emîrinin kızı, zevcesiydi bu zâtın.

O dahî tasavvufta yetişmişti bihakkın.

 

Adı "Fâtıma" olup, bekâr iken bu dahî,

Onun büyüklüğünü işitti bizâtihi.

 

Bir haber göndererek bu zâta biri ile,

Dedi ki: “İste beni babamdan zevceliğe.”

 

Kabûl eylemeyince onun bu teklîfini,

Gönderdi kendisine, tekrar başka birini.

 

Dedi ki: “Ben seninle, Allah rızâsı için,

Evlenmek istiyorum, doğrusu budur işin.

 

Seni ben, Hak yolunu gösteren rehber, delîl,

Olarak biliyordum, yol kesici er değil.”

 

Ahmet bir Hadraveyh’e gelince böyle haber,

O kızı, babasından talep etti bu sefer.

 

Babası, memnun olup onun istemesine,

Tezvîc etti kızını, Hakkın bu "Velî"sine.

 

Bu mübârek hanımla evlenip, daha sonra,

Onu dahî alarak, yerleşti Nişâbur’a.

 

Bir gün hânelerine, devrin evliyâsından,

Yahyâ ibni Muâz-ı Râzî” geldi bir zaman.

 

Öyle çok sevindi ki zevcesi o gelince,

O zâta ikrâm için, hayvan kesti bir nice.

 

Evini, şamdanlarla donattı iyice hep.

Sonra arzu etti ki, kesilsin bir de "merkep".

 

Lâkin beyi, bu işi anlamadığı için,

Dedi ki: “Ey Fâtıma, hikmeti ne bu işin?”

 

Dedi: “Kerem sâhibi, Allah dostu bir hazret,

Bir kerem sâhibini eylemiştir ziyâret.

 

Biz, nasıl istifâde ediyorsak bundan tam,

İstedim, köpekler de etsinler bu gün bayram.”

 

Bu zâtın hânesine, hırsız girdi bir sene.

Ve lâkin bulamadı götürecek bir nesne.

 

Geri dönüyordu ki, üzüntülü ve me’yûs,

Bu velî onu görüp, oldu gâyet huzûrsuz.

 

Dedi ki: “Abdest alıp, biraz namâz kılsana.

Sabah, bir şey gelir de, veririm onu sana”

 

Hırsız, “Peki” dedi ve abdest aldı nihâyet.

Gece, sabaha kadar eylediler ibâdet.

 

O sabah, zengin bir zât gelerek o velîye,

İkiyüz elli altın” etti ona hediye.

 

O da, o altınları hırsıza verdi derhal.

Bu ihsân karşısında, tövbe etti o filhal.

 

O günden îtibâren, girdi tam hizmetine.

Kavuştu vilâyetin yüksek derecesine.

 

Bir şeyler çalmak için girmişti eve, lâkin,

Kalbini çaldırarak, kazandı "îmân, yakîn".

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan