|
15 - ABDÜLHÂLIK
GONCDÜVÂNÎ
(Kuddise Sirruh)
TEVÂZÛ ÜZERE OL
Evliyâ-i kirâmın en
büyüklerindendir.
Kararmış gönülleri,
nûruyla etti tenvîr.
Babası “Abdülcemîl”, o
da âlim insandı.
Ve “İmâm-ı Mâlik”in
mübârek soyundandı.
Hazreti “Hızır”
ile görüşürdü o bizzât.
Derdi olan, hep ona
ederdi mürâcaat.
Bir gün, “hazreti
Hızır” gelerek ona
yine,
Oğlu olacağını müjdeledi
kendine.
Buyurdu:
(Bu yakında olur sâlih
bir oğlun.
Doğduğunda, ismini
"Abdülkâdir" koy onun.)
Henüz beş yaşındayken,
ilim öğrenmek için,
Babası, “Buhârâ”ya
gönderdi onu ilkin.
"Hâce Sadreddîn"
diye, vardı ki bir
hocası,
Bunun üstün hâlini,
almadı havsalası.
Zîrâ öyle suâller
sorardı ki o yaşta,
O, âciz kalıyordu
cevâbında en başta.
Nihâyet bir gün ona
buyurdu ki: (Ey oğlum!
Sana cevap vermekten,
ben âciz kalıyorum.
Bunlar, “Kalp ilmi” ile
ilgilidir bilhassa.
İnşallah kavuşursun
böyle yüksek bir şahsa.
Yâni bu ilimlerde, bir
"kâmil-i mükemmil",
Senin suâllerini
çözebilir, ben değil.)
O günden îtibâren
“hazreti Abdülhâlık”,
Böyle kâmil bir “Rehber”
arar oldu hep artık.
“Hızır aleyhisselâm”,
yine bir gün gelerek,
Zikir tâlim eyledi,
kendisi öğreterek.
Mânevî evlâtlığa kabûl
edip sonunda,
Ona, ilk üstâd oldu bu
tasavvuf yolunda.
Kendisi anlatır ki:
Yaşım, “Yirmi iki”yken,
Bir gün, "hazreti Hızır"
yanıma geldi birden.
"Yûsüf-ü Hemedânî"
adında bir velîye,
Beni alıp götürdü,
terbiye etsin diye.
Cemâlini görünce, sevdim
onu velhâsıl.
Esas istifâdeyi edindim
ondan asıl.
Vefâtı yaklaşınca,
mânevî oğlu olan,
Evliyâ-yı Kebîr'e, bir
şeyler dedi o an.
Buyurdu ki: (Ey oğul,
şudur ki vasiyyetim,
İlim, edeb ve hayâ üzere
ol her dâim.
İslâm âlimlerinin üstün
eserlerini,
Oku, sindir gönlüne
onların sözlerini.
Çalış, tahsîl eyle ki
fıkıh, tefsîr ve hadîs,
Zîrâ insan, "ilim"le
olur üstün ve azîz.
Sana yakışacak şey, "edeb,
hayâ, tevâzû".
Zîrâ hep yükseklerden,
aşağıya akar su.
Dünyâ düşkünleriyle olma
ki hiç arkadaş,
O, seni felâkete
sürükler yavaş yavaş.
Helâlden ye yemeği,
kahkaha atma aslâ.
Zîrâ gönlü öldürür,
gülersen eğer fazla.
Herkese merhamet et,
kimseyi görme hakîr.
Helâk eder insanı zîrâ
gurur ve kibir.) |