|
13 - HAKÎM-İ TİRMİZÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
BELÂYA SABIR
“Tirmizî”
hazretleri, büyük ilim
ehliydi.
Tasavvufta yükselmiş,
mârifet sâhibiydi.
Şefkatli davranırdı,
kızmazdı insanlara.
Sabrederdi onlardan
gelen sıkıntılara.
Bir gün "Yeni" ve
"Temiz" elbise
giyerekten,
Cumâ namâzı için,
erkence çıktı evden.
Bir "Kadın" da
vardı ki o mahallede
yine,
İnanmazdı mâlesef onun
büyüklüğüne.
Arkasından konuşur,
yapardı gıybetini.
Bilmezdi büyüklerin
kadir ve kıymetini.
Pencereden gördü ki, "Geliyor
bu tarafa."
Bir kötülük yapmayı
tasarladı bu defâ.
Çamaşır yıkamıştı az
önce de o zâten.
"Kirli, necis sular”la
dolmuştu hem de leğen.
Birikmiş "Pis sular”ı,
bildi büyük bir fırsat.
Tam kapının önünden
geçerken o büyük zât,
Devirdi o leğeni,
başından aşağıya.
Çünkü yoktu kadında bir
zerre edeb, hayâ.
Islandı pis sularla
vücûdunun her yeri.
Ve kirlendi tamâmen
temiz elbiseleri.
Başını kaldırıp da,
bakmadı "Bu kim?"
diye.
Evine gitmek için, döndü
hemen geriye.
Ona yaptılarsa da bu
haksız hakâreti,
Yine de “Kendisi”nde
buldu o kabâhati.
O, kendi kendisine
düşündü şöyle hattâ:
"Demek ki, işlemişim ben
bir günâh ve hatâ.
Eğer ben etmeseydim
Rabbime günâh, isyân,
O da, bu hakâreti
yapmazdı bana şu an.
O halde, ben kendimi
düzelteyim"
diyerek,
Tövbe istiğfâr etti, göz
yaşları dökerek.
Dediler ki: (O
kadın, yaptı da bunu
size,
Niçin hiç kızmadınız siz
de o edebsize?)
Buyurdu: (O kadından
olmadı bu iş hâsıl.
Bana bu muâmele,
“Rabbim”den geldi asıl.
Çünkü insan, bir "Âlet",
bir "Vâsıta"dır
ancak.
İyi, kötü herşeyi
yaratır cenâb-ı Hak.
Eğer dilemeseydi bu işi
Hak teâlâ,
Gelmezdi bana elbet bu
hakâret ve belâ.
O, hâtırlatmayıp da,
vermeseydi güç, kuvvet,
Yapamazdı o dahî, bana
böyle hakâret.
Zâhirde, bana bunu
yaptıysa da o kişi,
Hakîkatte “Allah”tır
yaptıran her bir işi.
Kulun karşılaştığı iyi,
kötü her fiil,
“Allah”tan gelir
elbet, kat'iyyen kuldan
değil.
Mâdem ki Allah'tandır
kula her bir musîbet,
İnsanlara kızmaya, o
halde var mı hâcet?
Çünkü biz, Rabbimizin
çok âciz kullarıyız.
O’ndan, tatlı ve acı ne
gelirse râzıyız.
Gelse de O’ndan bize,
bir "Belâ" ve "Musîbet",
Onu "Nîmet"
biliriz, böyledir kulluk
elbet.) |