|
13 - HAKÎM-İ TİRMİZÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
İLİM AŞKI
"Hakîm-i Tirmizî"
ki, hâlis Allah adamı.
O idi zamanının büyük
hadîs imâmı.
Genç iken, temiz kalbi
yanardı "ilim"
için.
Yollarını arardı ilim
tahsîl etmenin.
İki arkadaşıyla, bir gün
karar verdiler.
"İlim için, sefere
çıkmalıyız" dediler.
Gelip, bu kararını
söyledi annesine.
Lâkin o, çok üzülüp dedi
ki kendisine:
(Ey yavrum ben hastayım,
sen dahî biliyorsun.
Beni kime bırakıp,
sefere gidiyorsun?)
Annesi üzülünce,
vazgeçti bu fikrinden.
Ve lâkin "İlim aşkı"
silinmedi kalbinden.
O iki arkadaşı, gittiler
tahsîl için.
O ise, tenhâlarda
ağlardı için için.
Yine bir gün, gizlice
bir yerde ağlıyordu.
Gözünden, yaş yerine
kanlar akıtıyordu.
Diyordu:
“Gitti onlar, ilim
tahsîl etmeye.
Sonra, âlim olarak
dönecekler geriye.
Ben ise mahrum oldum,
câhil kaldım burada.
Yâ Rabbî, din ilmini
nasîb eyle bana da."
Ağlayıp, gözlerinden
akarken kanlı yaşlar,
O an geldi yanına "Nûr
yüzlü" bir ihtiyâr.
Çok sevimli biriydi,
yaklaşarak yanına,
Buyurdu ki: (Ne
için ağlarsın, söyle
bana?)
Dedi ki: (İlim için
gitti arkadaşlarım.
Ben, mahrum kaldığıma
üzülüp de ağlarım.)
Buyurdu:
(Mâdem sana duâ eder
vâliden,
Öyleyse, Allah seni
mahrum etmez ilimden.
Ey yavrum, ister misin,
her gün sana geleyim.
Din ilmini, tamâmen sana
ben öğreteyim.)
(Çok isterim) deyince o
nûr yüzlü ihtiyâr,
Başladı ders vermeye,
artık hep leyl-ü nehâr.
“Üç sene” müddet
ile, her gün geldi
yanına.
Rabbimiz, o kimseyi
gönderdi ayağına.
Üç yıl, ara vermeden
ders aldı ondan bizzât.
Sonunda öğrendi ki, "Hızır"mış
bu gelen zât.
Buyurdu ki: (Anneme
devam ettim hizmete.
Kavuştum bu sâyede, bu
çok büyük nîmete.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Dînimiz üç esastır,
Önce “İlim” ve “Amel”,
üçüncüsü “İhlâs”tır.
Bir işi, “Allah”
için yapmazsa eğer bir
kul,
Hak teâlâ indinde o amel
olmaz makbûl.
Bir amelin, indallah
makbûl olması için,
“İhlâs”la
yapılması lâzım gelir o
işin.
İşin hâlisi ile bozuğu
da, zâhiren,
Çok benzer olsa bile,
ayrıdır birbirinden.
“Hakîkî çiçek”
ile, bir yapma, “Sun'î
çiçek”,
Ne kadar benzese de,
ayrıdır, bu bir gerçek.
Bir hakîkî çiçeği
koklayın, kokar elbet.
İşte böyle mis gibi
kokar hâlis ibâdet.) |