|
11 - ŞAKÎK-İ BELHÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
SULTÂNA NASÎHATİ
Bir yıl "Şakîk-i
Belhî", Hacca gitmek
üzere,
Hazırlığını yapıp, çıktı
hemen sefere.
Bağdat'ta mola verip,
eyledi istirâhat.
Halîfe haber alıp,
çağırttı onu bizzât.
Teşrîf eylediğinde,
sordu ki:
(Her kimsenin,
Zâhid diye bildiği
Belh'li Şakîk sen
misin?)
Buyurdu: (Şakîk
benim, zâhid değilim
fakat.)
Hârun Reşîd dedi ki: (Eyle
bana nasîhat.)
O da "Peki" diyerek,
buyurdu: (Ey halîfe!
Rabbimiz verdi sana çok
ağır bir vazîfe.
Hükümdâr olmak ile,
mühim bir mevkîdesin.
Sen, şu büyük zâtları,
rehber edinmelisin.
Rabbimiz "Ebû Bekr-i
Sıddîk"ın makamını,
Sana ihsân etti ki,
veresin tam hakkını.
O, nasıl "Doğru"
ise, sen de öyle olasın.
Mazlûmların hakkını,
zâlimde komıyasın.
Ve "Hazreti Ömer"in
verdi ki makamını,
Sen de ayırt edesin, "hak"
ve "bâtıl" olanı.
"Hazreti Osmân"ın da
makamını hem sana,
Verdi ki, sarılasın "hayâ"
ile "ihsân"a.
"Hazreti Alî"nin de
makamını verdi ki,
Sen de "ilim sâhibi"
olasın onun gibi.)
Hârun Reşîd dinleyip,
başladı ağlamaya.
Dedi: (Doğru
söyledin, devam et biraz
daha.)
Buyurdu ki: (Ey Hârun,
vardır ki bir Cehennem,
Oraya "bekçi"
yaptı Hak teâlâ seni
hem.
Sana, üç şey verdi ki,
mal, kılıç ve kırbaçtır.
Bunlarla, insanları “Ateş”ten
uzaklaştır.
Yanına muhtâç biri
gelirse, “Mal”
ver ona.
Sıkıntısı gitsin de,
girsin Allah yoluna.
Kim de günâh işlerse
islâmdan ayrılarak,
Onu da, “Kırbaç”
ile yola getir vurarak.
Başkasının hakkına
tecâvüz edenleri,
Meselâ haksız yere adam
öldürenleri,
Sen çık karşılarına, bu
“Kılıc”ı alarak.
Mazlûmların hakkını,
zâlimden al muhakkak.
Böyle yapmazsan eğer,
şunu bil ki yakînen,
Mahşerde Cehenneme, sen
olursun ilk giren.)
Hârun Reşîd dinleyip,
eyledi ki şöyle arz:
(Devam eyle ey Şakîk,
alıyorum büyük haz.)
Buyurdu ki: (Ey Hârun,
sen devlet reîsisin.
Sen, bir suyun menba’ı
ve kaynağı gibisin.
Senin vâlîlerin de, bu
suyun kollarıdır.
Su, menba'da nasılsa,
kollarda da aynıdır.
Veyâhut bir bedende, "Baş"gibidir
hükümdâr.
Halk ise o bedende sanki
bir "Âzâ"dırlar.
Bedendeki âzâlar, elbet
başa tâbidir.
Baş iyi olur ise, âzâlar
da iyidir.)
Hârun Reşîd dedi ki: (Ne
güzel söylüyorsun.
Rabbimizin rızâsı, senin
üstüne olsun.) |