ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

11 - ŞAKÎK-İ BELHÎ (Rahmetullahi Aleyh)

NİÇİN TESİR ETMEDİ?

 

Tüccârlık yapıyordu gençlik senelerinde.

Bir "kıtlık" başgösterdi, bir ara Belh şehrinde.

 

Bu yüzden, suratları asık idi herkesin.

Açlıktan gülmüyordu yüzleri hiç kimsenin.

 

Rastladı o sırada neş'eli bir köleye.

Merak etti, "Bu, niçin neş'eli böyle?" diye.

 

Sordu ki: (Bu kıtlıktan, herkes üzüntülü hep.

Sen ise neş'elisin, hikmeti nedir acep?)

 

O, cevâben dedi ki: (Ne için üzüleyim?

Çok varlıklı ve zengin bir efendim var benim.

 

Şefkatli, merhametli, cömerttir hem de gâyet.

Ne için edineyim kıtlığı kendime dert?)

 

O bunu işitince, dedi: "Aman yâ Rabbî!

Duymadım ben ömrümde güzel söz, bunun gibi.

 

O, bir "Kul"a güvenip, oluyor da bahtiyâr,

Benim, yok tevekkülüm "Rabbim"e onun kadar.”

 

Gençlik senelerinde, reîsiydi gençlerin.

Gitti tapınağına bir gün mecûsîlerin.

 

Dedi ki: (Arkadaşlar, girelim de içeri,

Görelim şu ateşe tapan mecûsîleri.)

 

Girince gördüler ki, "Genç biri" oturuyor.

Önünde ateş yakmış, ona secde yapıyor.

 

Dedi ki: (Bu ateşe ibâdet etme sakın.

Allah'a îmân et ki, azaptan kurtulasın.)

 

O böyle dediyse de, aldırmadı o fakat.

Ve hattâ sinirlenip, gelip vurdu bir tokat.

 

Çok üzüldü o gencin böyle davranışına.

Ve sonra çıktı hemen, tapınağın dışına.

 

Dedi ki: (Arkadaşlar, benim kusurlarımdan,

O mecûsî genç kişi, olamadı müslümân.

 

Benim bozukluğumdan, etmedi sözüm tesir.)

Deyip, bu hâdiseye oldu çok müteessir.

 

Tövbe istiğfâr edip, ağladı için için.

Sel gibi gözyaşları akıttı bunun için.

 

Başladı hemen sonra, “İlim” tahsîl etmeye.

Büyük bir “Âlim” olup, tekrardan geldi Belh'e.

 

Fakat uzun seneler geçmiş idi aradan.

Geldi o tapınağa, talebeyle bir zaman.

 

Buyurdu ki: (Girelim, gelin şu tapınağa.

Hallerini görüp de, şükredelim Allah'a.)

 

Girip gördü içerde, gâyet "Yaşlı" bir kişi.

Buyurdu: (Müslümân ol, terk eyle bu ateşi.)

 

İhtiyâr, "Peki" dedi hiç îtirâz etmeden.

Bir şehâdet getirip, îmâna geldi hemen.

 

Buyurdu: (Yıllar önce, bir genç vardı burada.

O, şimdi nerededir, yaşıyor mu dünyâda?)

 

(O genç, benim) deyince, hayret edip dedi ki:

(Îmâna gelmemiştin o zaman, niye peki?)

 

Dedi: (Tesir etmedi sözlerin bana o gün.

Şimdi ise kalbime işledi tek bir sözün.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan