|
08 - YÛSUF MAHDÛM
(Rahmetullahi Aleyh)
FÂTİHA-İ ŞERÎFE
“Yûsuf Mahdûm”
adında vardı ki bir
evliyâ,
Duâları, müstecâb olurdu
ekseriyâ.
Bir kimse de vardı ki,
bu zâta hizmet eden,
Adı “Mehmet Dede”ydi,
çocuğu olmazdı hem.
Buna, hanımı ile pek çok
üzülürlerdi.
“Hak teâlâ, bize de
çocuk verse” derlerdi.
Bir gün bu “Mehmet
Dede”, bu zâtın
huzûruna,
Gelerek, bu derdini arz
etti şöyle ona:
(Efendim, otuz yıldır bu
evde hizmetteyim.
Çocuğumuz olmuyor,
bundan üzüntüdeyim.
Duâ edin, Rabbimiz, bir
“Oğul” versin
bize.
Ölürsem, oğlum baksın
sizin hizmetinize.)
O an yağmur yağardı,
buyurdular ki ona:
(Bir bardak “Yağmur
suyu” doldur da getir
bana.)
O suya, "Fâtiha-i
şerîfe" okuyarak,
Buyurdu ki: (Her şeye,
bu, şifâdır muhakkak
Zîrâ “Fâtiha”
ile, çok kapılar açılır.
Çok insanlar, bununla
murâdına ulaşır.
Sizler dahî bu sudan,
üçer yudum alınız.
İnşallah hâsıl olur
sizin de murâdınız.)
Hocasının emriyle içince
o suları,
Çok geçmeden, onların
oldu bir oğulları.
Velâkin "Âmâ"
idi, bu çocuk
doğduğunda.
Getirip arz eyledi,
hocasına bunu da.
Hazreti Yûsuf Mahdûm,
buyurdu ki:
(Ey Mehmet!
Bu, benim evlâdımdır,
üzülme, biraz sabret.
Bu çocuk büyüdükte,
Allah'ın izni ile,
Velî olup, herkesi irşâd
eder ilmiyle.)
Daha sonra alarak çocuğu
kucağına,
"Ezân"
okuyuverdi, onun sağ
kulağına.
Sol kulağına dahî,
okuyunca "İkâmet",
Babası, birdenbire
sevinip etti hayret.
Zîrâ o, kucağında çocuğa
okur iken,
Çocuğun iki gözü açılmış
idi birden.
Hakîkaten bu çocuk,
büyüyüp daha sonra,
Kâmil bir “Velî”
olup, feyz saçtı
insanlara.
Bu zât buyuruyor ki:
(Bir “Velî”ye
muhabbet,
Var ise, o velîden, akar
feyiz ve hikmet.
Onların kitâbını,
severek okuyan da,
O “Velî”nin
feyzinden, nasiplenir o
anda.
Hiç kitap okumadan,
geçer ise bir ömür,
Bulunmaz mahşer günü bir
bahâne ve özür.
"Haberim yoktu" demek,
insanı kurtaramaz,
"Bilmiyordum"
demek de, geçerli özür
olmaz.
Çünkü ilk vazîfemiz,
herşeyden daha evvel,
Dînin emirlerini
öğrenmektir mükemmel.
Bir insan, “Rehber”ine,
tam teslîm olsa eğer,
Akar ona sel gibi, o “Nûr”
ile “Feyiz”ler.
Teslîm olmak dînidir
nitekim islâmiyyet.
Yâni "Peki"
demeli, rehbere kişi
elbet.) |