|
07 - TİMUR HÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
KENDİSİNDEN RÂZIYIZ
Bu dünyânın en büyük
devlet adamlarından.
Hem dahî âlimlerin dostu
idi “Timur Hân”.
“Seyyid Emîr Külâl”in
sohbetinde bulundu.
Mânevî evlâtlığa, hem de
kabûl olundu.
Bir ara, Semerkant'a
yerleşince Timur hân,
Buhârâ'ya gitmeyi, arzu
etti bir zaman.
Seyyid Emîr Külâl'e,
gönderdi şu haberi:
(Buhârâ'ya gelmeme var
mı müsâdeleri?
Eğer izin yok ise oraya
gelmemize,
Lutfedip, kendileri
gelsinler ülkemize.
Hocamızı görmeyi, çok
arzu ediyoruz.
Nasıl uygun olursa,
tâlîmât bekliyoruz.)
Bu haber üzerine,
hazreti “Emîr Külâl”,
Oğlu “Emîr Ömer”'i
gönderip ona derhal,
Buyurdu ki: (Ey oğlum,
git söyle "Timur Hân"a.
Kendisinden râzıyız,
duâcıyız hem ona.
Lâkin onun buraya
gelmesi uygun olmaz.
Bizim de, o yerlere
gitmemiz hiç olamaz.
Allahın rızâsını
istiyorsa Timur Hân,
Tembîh et, ayrılmasın “Adâlet”
ve “Takvâ”dan.
Eğer bu tembîhimi
yaparsa, iyi olur.
Kıyâmette azaptan, ancak
böyle kurtulur.
Eğer “Dünyâ malı”na
meylederse kendisi,
Bizim duâmızın da, hiç
olmaz fâidesi.)
Bu haberi alınca
hocasından Timur Hân,
Hocasının oğluna,
söyledi ki o zaman:
(Döner dönmez, arzedin
lütfen pederinize.
Buhârâ'nın mülkünü,
vereyim emrinize.)
(Buna, izin yok) dedi,
Emîr Ömer cevâben.
“Timur Hân”, bu sefer de
dedi ki ona hemen:
(Öyleyse, filân şehri
bağışlıyayım size.
Eğer kabûl ederse, bu,
nîmet olur bize.)
Emîr Ömer dedi ki: (Bunu
da kabûl etmez.
Babam, dünyâ malına, bir
zerre kıymet vermez.)
Son olarak dedi ki:
(İkâmet ettiğiniz,
Köyü bağışlıyayım,
lütfen kabûl ediniz.)
Emîr Ömer, cevâben dedi:
(Tahmîn ederim,
Bu teklîfinizi de kabûl
etmez pederim.
Zîrâ bana dedi ki
ayrılırken oradan:
“Bizleri memnun etmek
istiyorsa Timur Hân,
"Adâlet" ve "takvâ"dan
ayrılmasın herhalde.
Ancak böyle kurtulur,
azaptan kıyâmette.
Ölmeden, âhirete yarar
iş yapmalı ki,
İnsan, böyle kurtulur
azaptan tabii ki.
Ve yine âhirette, yarar
iş de bir tektir.
O da, “Resûlullah'ın
yolunda yürümek”tir.
İşlerde ve sözlerde,
hattâ her harekette,
Emir ve yasaklara,
uymalıdır elbette.
Bu emirlere uymak,
necâta sebep olur.
Yâni tatbîk edenler,
ebediyyen kurtulur”.) |