|
07 - TİMUR HÂN
(Rahmetullahi Aleyh)
ÂLİMLERİ SEVERDİ
“Esseyyid Emîr Külâl”,
bir nazar etti ona.
Buyurdu ki:
(Çok mühim işler olacak
sana.
Velâkin hepsinde de,
muvaffak olacaksın.
Ülkeyi baştan başa,
mülküne katacaksın.)
Yoluna devam edip sonra
o mübârek zât,
Namâz kılıp, tefekkür
eyledi yarım saat.
Sonra, talebesinden
seslenerek Mensûr'a,
Buyurdu ki:
(Sür'atle var git, Emîr
Timur'a.
Oturuyorsa kalksın,
ayaktaysa durmasın.
Ordusunu, Hârezm'in
fethi için yollasın.
Sonra da, Semerkant'a
yürüsün orduları.
Onunla berâberdir
velîlerin rûhları.)
Talebe, bu haberi
getirince Timur'a,
“Timur Hân”, ayak
üzre duruyordu o ara.
O velînin emrini alınca
haberciden,
Harekete geçirdi
ordusunu âcilen.
“Hârezm”i
fethederek, yürüdü “Semerkant”a.
Fethetti orayı da, çok
kısa bir zamanda.
“Seyyid Emîr Külâl”in
himmetiyle Timur Hân,
Çok geniş topraklara
sâhip oldu o zaman.
Kendi yazmış olduğu "Kânun"
ve "Tüzük" lerle,
Devletinde düzeni
sağlıyordu her yerde
Zamanında mü'minler şuna
inanmışlardır:
“Timur Hân, çok âdil ve
dindâr bir müslümândır”
Âlimleri pek sever, çok
hürmet gösterirdi.
Yanında bulundurup,
"Özel değer" verirdi.
Yine seyyidlere de,
ederdi saygı, hürmet.
Velî türbelerini ederdi
çok ziyâret.
"Ahmed-i Yesevî"nin
kabrinin üzerinde,
Çok mükemmel bir türbe
yaptırmıştı devrinde.
“Behâeddîn Buhârî”
hazretlerinin dahî,
Dergâhına, çok hizmet
ederdi bizâtihi.
Buhârâ caddesinden, o
bir zaman geçerken,
Bâzı müslümânları gördü
“Halı silker”ken.
Merak edip sordurdu
hemence bir kimseye:
(Silkinen o halılar,
kime âittir?)
diye.
“Behâeddîn Buhârî”,
hânegâhına âit,
Olduğunu duyunca,
duygulandı o vakit.
Büyük bir sevinç ile,
hemen kalktı yerinden.
O tozların içine kendini
attı hemen.
Onu böyle görünce,
insanlar şaşırdı hep.
Dediler ki:
(Timur Hân, ne yapar
böyle acep?)
İşte bu velîlere, öyle
çok muhabbeti,
Vardı ki, ibret oldu
onun bu hareketi.
"Misk ve amber
sürünür" gibi koca
Timur Hân,
O tozların içinde,
zevkle durdu bir zaman.
Allah'ın dostlarına
gösterdiği bu hürmet,
Ve onlara, kalbinde
beslediği muhabbet,
Sâyesinde, her işte
kavuştu çok zafere.
Sonunda, îmân ile çıktı
"Sonsuz sefer”e. |