|
06 - NİZÂMÜDDÎN EVLİYÂ
(Rahmetullahi Aleyh)
UZLET VE HİZMET
"Nasîrüddîn-i Mahmûd",
velîlerden bir kişi.
Sünnet-i seniyyeye uygun
idi her işi.
Küçükken, babasının
âniden ölmesiyle,
Annesi ilgilendi, onun
yetişmesiyle.
Nihâyet “Nizâmüddîn
Evliyâ”yı bularak,
Onun teveccühüyle,
açıldı kalbi ancak.
Onun bir teveccühü,
yetti seâdetine.
Zîrâ o, tek bir "Nazar"
etmişti ki kendine.
İşte, ne oldu ise, o
anda oldu esas.
Kalmadı o nazarla, hiç
kalbinde kir ve pas.
Halbuki daha önce,
uğraşıp kırküç sene,
Nice mücâhedeler
eylemişti nefsine.
Lâkin bulamamıştı,
maksûduna tam zafer.
Zîrâ sırf ilim ile
olmazmış bu iş meğer.
Bir "Allah adamı"nın,
bir şefkatli nazarı,
Silip atar kalpteki
karartı ve pasları.
"Nasîrüddîn-i Mahmûd",
bir süre sonra yine,
İzinle avdet etti tekrar
memleketine.
Lâkin hayrânlarının
çokluğundan olacak,
Yapamaz hâle geldi
dersini tam olarak.
Bir haber gönderdi ki,
biriyle üstâdına:
(Efendim, müsâdeniz var
ise şâyet bana,
İnsanlardan ayrılıp,
uzleti istiyorum.
Tenhâda, ibâdetle
uğraşayım diyorum.)
Nizâmeddîn Evliyâ,
buyurdu ki: (Yok izin.
İnsanlardan ayrılıp,
uzlet etmemelisin.
İnsanlar arasında
bulunup, hizmet etmen,
Üstündür, tenhâ yerde
yaptığın ibâdetten.
Ganîmet bilmelisin,
insanlara hizmeti.
Hizmet varken, büyükler
revâ görmez uzleti.
Zîrâ çoğu velîler ve
bilcümle Nebîler,
Ömrünü, insanlara
hizmette geçirdiler.
Hattâ cefâ, sıkıntı
verseler de sana halk,
Yine de bu hizmeti, yap
devamlı olarak.)
“Baş üstüne”
diyerek hocasının
emrine,
Vakfetti hayâtını,
kulların hizmetine.
Bu zât buyuruyor ki: ("Vakit",
büyük nîmettir.
Sıhhatle geçiyorsa,
bulunmaz ganîmettir.
Her saati, Allahın
zikriyle geçirmeli.
Hep islâma muvâfık
ameller işlemeli.
Her hareket ve duruş,
oturup kalkmak bile,
Yapılırsa eğer ki dîne
uygun hâliyle,
Yâni kul, her işinde,
Rabbimizin emrini,
Düşünüp, ona göre
yapmışsa amelini,
Allahı unutmuyor
demektir her ânında.
“Zikir” de,
hâtırlamak demektir
esâsında.
Yâni kişi, islâma
uyuyorsa her zaman,
Zikrediyor demektir
Rabbini muntazaman.) |