ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

03 - EBÜL FETH (Rahmetullahi Aleyh)

KURTULAN GEMİ

 

Ebül Feth” anlatır ki: Mısır'a, bir iş için,

Gitmek üzre, hocamdan istedim bir gün izin.

 

Hocam, bu yolculuğu tehlikeli gördüler.

Mısır'a gitmem için, müsâde etmediler.

 

Lâkin benim istekli olduğumu görünce,

İzin verip dedi ki: (Git, fakat dinle önce.

 

Başın darda kalıp da, tehlikeye düşersen,

Şu duâyı okuyup, hâtırla bizi hemen.)

 

Daha sonra, açarak mübârek ellerini,

Çok duâlar etti ve yolcu eyledi beni.

 

Yol arkadaşlarımla, Antakya'ya ulaştık.

Bir gemiye binerek, oradan yola çıktık.

 

O gece, çok şiddetli "Rüzgâr" esti durmadan.

Sallanmaya başladı gemimiz sağdan, soldan.

 

Batmak tehlikesiyle karşılaştı gemimiz.

Büyük bir endîşeye kapılmıştık hepimiz.

 

Başladılar yolcular tövbe ve istiğfâra.

Korkup, ben de kendimden geçmiş idim o ara.

 

Lâkin birden hocamın gür sesini işittim.

Diyordu: (Ey Ebül Feth, sana ben ne demiştim.

 

Ne çabuk da unuttun, o duâyı ve bizi.

Niçin dinlemiyorsun, o nasîhatimizi.)

 

Hocamın îkâzıyle kendime geldim derhal.

Baktım, gitmiş tamâmen bendeki korkulu hal.

 

O duâyı okuyup, dedim: (İmdât ey hocam!

Yüksek himmetinizi, ediyorum istirhâm.)

 

O anda, su üstünden birisi yürüyerek,

Geldi ve herkes ona baktı hayret ederek.

 

Gemiye yaklaşınca, gördüm ki o gelen zât,

Sesini işittiğim, “Hocam”mış meğer bizzât.

 

Duâ etti: (Yâ Rabbî, lütfet, deniz durulsun.

İçindeki insanlar, tehlikeden kurtulsun.)

 

O an durdu dalgalar, sâkin oldu hem deniz.

Hocamın sâyesinde, kurtulmuştuk hepimiz.

 

Herkes hayret ederken, bütün bu olanlara,

Hocam, gözler önünden gâib oldu o ara.

 

Bu mübârek velî zât, buyurdu ki bir gün de:

(Şiddetli acı duyar, insanlar öldüğünde.

 

Bir araya gelse de dünyâdaki acılar,

"Can acısı" yanında, yine de "hiç" kalırlar.

 

Sonra, "Kabir hayâtı" başlar ki mezarında,

Karanlık, dar bir yerdir, kimse olmaz yanında.

 

Sonra, korkunç şekilde gelerek “Münker-Nekir”,

Suâle çekerler ki, "Rabbin kim, dînin nedir?"

 

Günâhı nisbetinde, mezarı sıkar onu.

Böcekler ve akrepler, kemirir vücûdunu.

 

Sonra, "Mahşer azâbı" gâyet zordur ve çetin.

İnsanlar, nice bin yıl beklerler hesâb için.

 

Sonra "Mîzân" önünde, başlar öne eğilir.

Beklenir ki hakkında, nasıl hüküm verilir?)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan