|
02 - MÛ'ÎNÜDDÎN-İ ÇEŞTÎ
(Rahmetullahi Aleyh)
O DA MÜSLÜMÂN OLDU
Anladı en nihâyet, kendi
âcizliğini.
Bir pişmânlık duygusu,
kapladı hem içini.
Üzüldü çok hatâlı bir
yolda olduğuna.
“Mu'înüddîn Çeştî”nin
kapandı ayağına.
O dahî “Ecipal”e su
uzattı bir bardak.
İçince, döndü kalbi
islâma tam olarak.
“Kelime-i şehâdet”
getirip hemen o an,
Küfürden kurtularak, o
da oldu müslümân.
Buyurdu:
(Ey Ecipal, her ne arzun
var ise,
Hâsıl olması için, şu
anda söyle bize.)
Ecipal, fevkalâde bir
hürmet göstererek,
Dedi ki: (İnsanların,
çok riyâzet çekerek,
En son ulaştıkları, en
üstün makam var ya,
Kavuşmak istiyorum, işte
o üst noktaya.)
“Mu'înüddîn-i Çeştî”,
ona “Peki”
diyerek,
Bir nazar etti ona,
merhamet eyliyerek.
Onun bu nazarıyla, “Ecipal”
de velhâsıl,
Tasavvufta, en yüksek
noktaya oldu vâsıl.
Ve yine bu “Ecipal”,
bu zâtın huzûrunda,
Îmân ve hidâyete, o gün
kavuştuğunda,
Arz etti ki:
(Efendim, münâsip
görürseniz,
Bir merkezî bölgede,
ikâmet eyleseniz.
Böylelikle insanlar,
size kolay gelirler.
Onlar da, îmân ile belki
şereflenirler.)
Mu'înüddîn-i Çeştî, bunu
uygun görerek,
Şehrin tam merkezine,
taşındı göç ederek.
Sonra da buyurdu ki
yanında olanlara:
(Gidiniz, söyleyiniz şu
gâfil hükümdâra,
Deyin ki:
“Ey hükümdâr, ey katı
kalpli insan!
Sen de putperestliği
bırak da, eyle îmân.
Yoksa, çok pişmân olup,
âh edersin sen dahî.
Ve lâkin bir faydası,
olmaz onun vallahi.”)
Onlar, “Peki”
diyerek, hükümdâra
geldiler.
Bu sözleri, ayniyle ona
teblîğ ettiler.
Ve lâkin açılmadı
kalbindeki o zulmet.
Yâni nasîb olmadı ona
îmân, hidâyet.
Bunu haber alınca, o,
talebelerinden,
Gayretine dokunup,
gadaba geldi birden.
Bir “İslâm hükümdârı”
vardı ki o diyârda,
O günlerde bir gece,
gördü onu rüyâda.
Buyurdu ki:
(Ey sultân, buraya et ki
sefer,
Hindistân sultânlığı,
sana olsun müyesser.)
O sultân, çağırarak
bilcümle âlimini,
Suâl etti onlara,
rüyânın tâbîrini.
Dediler ki:
(Ey sultân, mübârektir
rüyânız.
O yere müteveccih,
çıksın ordularınız.)
“Peki” deyip o sultân,
sürerek ordusunu,
Fethetti baştan başa, o
“Hindistân” yurdunu.
“Mu'înüddîn Çeştî”nin,
sâye-i himmetiyle,
Hindistân, islâm ile
nûrlandı tamâmiyle. |