ŞİİRLERLE MENKIBELER

BUHÂRÂ EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

02 - MÛ'ÎNÜDDÎN-İ ÇEŞTÎ (Rahmetullahi Aleyh)

O DA MÜSLÜMÂN OLDU

 

Anladı en nihâyet, kendi âcizliğini.

Bir pişmânlık duygusu, kapladı hem içini.

 

Üzüldü çok hatâlı bir yolda olduğuna.

Mu'înüddîn Çeştî”nin kapandı ayağına.

 

O dahî “Ecipal”e su uzattı bir bardak.

İçince, döndü kalbi islâma tam olarak.

 

Kelime-i şehâdet” getirip hemen o an,

Küfürden kurtularak, o da oldu müslümân.

 

Buyurdu: (Ey Ecipal, her ne arzun var ise,

Hâsıl olması için, şu anda söyle bize.)

 

Ecipal, fevkalâde bir hürmet göstererek,

Dedi ki: (İnsanların, çok riyâzet çekerek,

 

En son ulaştıkları, en üstün makam var ya,

Kavuşmak istiyorum, işte o üst noktaya.)

 

“Mu'înüddîn-i Çeştî”, ona “Peki” diyerek,

Bir nazar etti ona, merhamet eyliyerek.

 

Onun bu nazarıyla, “Ecipal” de velhâsıl,

Tasavvufta, en yüksek noktaya oldu vâsıl.

 

Ve yine bu “Ecipal”, bu zâtın huzûrunda,

Îmân ve hidâyete, o gün kavuştuğunda,

 

Arz etti ki: (Efendim, münâsip görürseniz,

Bir merkezî bölgede, ikâmet eyleseniz.

 

Böylelikle insanlar, size kolay gelirler.

Onlar da, îmân ile belki şereflenirler.)

 

Mu'înüddîn-i Çeştî, bunu uygun görerek,

Şehrin tam merkezine, taşındı göç ederek.

 

Sonra da buyurdu ki yanında olanlara:

(Gidiniz, söyleyiniz şu gâfil hükümdâra,

 

Deyin ki: “Ey hükümdâr, ey katı kalpli insan!

Sen de putperestliği bırak da, eyle îmân.

 

Yoksa, çok pişmân olup, âh edersin sen dahî.

Ve lâkin bir faydası, olmaz onun vallahi.”)

 

Onlar, “Peki” diyerek, hükümdâra geldiler.

Bu sözleri, ayniyle ona teblîğ ettiler.

 

Ve lâkin açılmadı kalbindeki o zulmet.

Yâni nasîb olmadı ona îmân, hidâyet.

 

Bunu haber alınca, o, talebelerinden,

Gayretine dokunup, gadaba geldi birden.

 

Bir “İslâm hükümdârı” vardı ki o diyârda,

O günlerde bir gece, gördü onu rüyâda.

 

Buyurdu ki: (Ey sultân, buraya et ki sefer,

Hindistân sultânlığı, sana olsun müyesser.)

 

O sultân, çağırarak bilcümle âlimini,

Suâl etti onlara, rüyânın tâbîrini.

 

Dediler ki: (Ey sultân, mübârektir rüyânız.

O yere müteveccih, çıksın ordularınız.)

 

“Peki” deyip o sultân, sürerek ordusunu,

Fethetti baştan başa, o “Hindistân” yurdunu.

 

Mu'înüddîn Çeştî”nin, sâye-i himmetiyle,

Hindistân, islâm ile nûrlandı tamâmiyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan