ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

35 - AHMET MEKKÎ EFENDİ (Rahmetullahi Aleyh)

KALP KAZANIRDI

 

Şefkat ve merhamette, yok idi bir emsâli.

Gönül alma bâbında, olmazdı hiç ihmâli.

 

Eczâcı "Fâtih Bey"in babası etti vefât.

Yalnız kaldı annesi hânesinde o saat.

 

Gerçi kadıncağızın, vardı iki evlâdı.

Ve ikinci oğlunun, "Metin" di hem de adı.

 

"Fatih Bey", yapıyordu yedek subay askerlik.

"Metin"se, yurt dışına gitmişti o sene ilk.

 

Bir gün bana dedi ki: (O dertli kadıncağız,

Kim bilir ne yapıyor evinde yapayalnız.

 

Ne kadar üzüntülü, kederlidir o hanım.

Ziyâretine gidip, duâsını alalım.)

 

İkimiz beraberce, vardık ziyâretine.

"Câliyet-ül ekdâr"ı okudu kendisine.

 

Öyle çok sevindi ki buna o dertli hâtun,

Belki de en sevinçli günü oldu bu onun.

 

Yine bu zât, câmide, belli gün ve sâatte,

Bulunurdu bir müddet hem vâ'zü nasîhatte.

 

Olsa da yağmur yağış, fırtına, tipi ayaz,

Yine hiç aksatmazdı bu dersleri kış ve yaz.

 

Bilirdi çünkü bunu, en mukaddes vazîfe.

Bu yolda tüketmişti ömrünü seve seve.

 

Tek kişi olsa bile kendisini dinleyen,

Yine aynı şevk ile yapardı dersi aynen.

 

Bir gün, yine vâ'z için evden çıkıyordu ki,

Vardı o gün şiddetli fırtına, kar ve tipi.

 

Evinden dediler ki: (Dışarda çok soğuk var.

Sırf bu gün gitmeseniz, herhâlde olmaz zarar.)

 

Buyurdu ki: (Kat'iyyen, soğuk olduğu için

Hiç gitmemek olur mu, vebâli var bu işin.)

 

Hiç değer vermiyordu dünyâ mâl-ü mülküne.

Şu beyti çok duyardım kendisinden ben yine:

 

(Mâlü mülke olma mağrûr, deme var mı ben gibi?

Bir muhâlif yel eser, savurur harman gibi.)

 

Bir terzisi var idi "Hâbil Efendi" diye.

Elbise diktirmişti bir defâ bu terziye.

 

Terzi dedi: (Efendim, güle güle giyinin.)

O, son elbisesiymiş meğerse bu "Velî"nin.

 

Buyurdu ki: (Bakalım, bu elbiseyi giymek,

Ne kadar nasîb olur, ömrümüz kalmadı pek.)

 

Ben dahî yanındaydım, işittim bunu bizzât.

Ondan sonra çok zaman geçmeden etti vefât.

 

Vefât ettiği günün bir hafta evvelinden,

Bir banyo almasını söylediler evinden.

 

Buyurdu ki: (Banyoya lüzum yoktur bu sefer.

Çünkü beni, yakında gasleder Alî Sezer.)

 

Vardı ki "Alî Sezer" diye bir talebesi,

En çok onun olmuştu Ondan istifâdesi.

 

Bu sözü üzerinden, bir hafta geçti zaman.

"Ahmet Mekkî Efendi", göç etti bu dünyâdan.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan