|
35 - AHMET MEKKÎ EFENDİ
(Rahmetullahi Aleyh)
KALP GÖZÜ AÇIKTI
"Ahmet
Mekkî Efendi", evliyâdan bir kişi.
Talebe
okutmaktı en sevdiği tek işi,
Kerâmetler
sâhibi bir zât idi o, ama,
Kendisini,
herkesten gizliyordu dâimâ.
Ne kadar
setr etse de, kendini o büyük zât,
Bir çok
kerâmetini görüyordum ben bizzât.
Zîrâ biz
gündüzleri, berâberdik hep işte.
Hem
birlikte olurduk, işe geliş gidişte.
Yine bir
gün, otobüs bekliyorken, bir ara,
Baktım ki,
üzerime almamışım hiç para.
Ben buna
üzülürken, geldi otobüsümüz.
Arkadaki
kapıdan biniverdik ikimiz.
Düşündüm
ki: “Üstümde para yok bugün mâdem,
Efendi'den
isterim, çünkü yok başka çârem.”
Sâdece
düşünmüştüm, söylememiştim fakat.
O anki
düşüncemi, anladı mübârek zât.
Bir
"yirmibeş kuruş"u, uzatıp biletçiye,
Dedi ki: (Bir
talebe bileti ver bu beye.)
O an çok
duygulandım, dedim: "Bu, bir kerâmet.
Çünki o,
ilk olarak alıyor bana bilet."
Bir gün, "Yüksel
Ekinci" adında biri, yine,
Çağırdı
ikimizi yemek için evine.
Derhâl
kabûl eyledi onun bu dâvetini.
O gün de
gördüm yine, başka kerâmetini.
Yemeğimizi
yiyip, dönerken kendisiyle,
Buyurdu:
(Abdüllatîf, sen şimdi beni dinle.
Sâliha
bir bacısı var ki bu Yüksel Bey'in,
Onu,
sana alalım diyorum, sen ne dersin?)
Ben, mahcûb
vaziyette dedim: (Olur efendim!)
Ve lâkin
evlenmeye yok idi hiç niyetim.
Ama
biliyordum ki, boş konuşmaz büyükler.
Onların her
sözünde, vardır nice hikmetler.
Hak indinde
öyle çok vardır ki kıymetleri,
Bildirir
Hak teâlâ onlara çok şeyleri.
Onlar, "halk"
arasında, bulunurlar "Hak" ile.
Olmaz
ayrılıkları, Rablerinden az bile.
Mâlumdur o
zâtlara, bize meçhul olanlar.
Çünkü Hak
teâlânın sevdiği kuldur onlar.
Bu
hâdiseden sonra, üç yıl geçti aradan.
Hattâ "Mekkî
Efendi", göç etti bu dünyâdan.
O günkü
sözlerini, ben unutup gitmiştim.
Hattâ şaka
olarak söyledi zannetmiştim.
Meğer ciddî
söylemiş onu o mübârek zât.
Nitekim üç
yıl sonra, bu işi oldu hakîkat.
Onun kız
kardeşiyle evlendim ben nihâyet.
Onun
bereketiyle mutluyuz hem de gâyet.
Şimdi ben,
bir “Fâtiha” okusam her ne zaman,
Gönderirim
onun da rûhuna muntazaman.
|