ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

35 - AHMET MEKKÎ EFENDİ (Rahmetullahi Aleyh)

İSLÂM ÂLİMİ İDİ

 

Sülâle-i Resûl'den, âlim ve velî bir zât.

Kadıköy müftüsü'yken eyledi Hakk’a vuslat.

 

Zâhirî ilimlerin tahsîl edip hepsini,

Hem "Tasavvuf yolu"nda ıslâh etti nefsini.

 

Böyle ilim sâhibi, nâdir idi devrinde.

Fetvâ ehli kişiydi, söz sâhibiydi dinde

 

Buna rağmen, ağyâr'dan setrederdi kendini.

Fakat yakın olanlar, bilirdi kıymetini.

 

Şaşılacak "Tevâzû", son derece bir "Edeb",

Onu, yabancıların gözünden gizlerdi hep.

 

Hep "ilim öğretmek"le olurdu alâkadar.

Ehemmiyyet vermezdi dünyâ'ya zerre kadar.

 

Kadıköy’de müftülük yaptığı sıralarda,

Bu fakîr, kendisini tanıdım o yıllarda.

 

Takrîben "Kırk yıl" önce fakülte'de okurken,

Garîptim, gelirim de yok idi hiçbir yerden.

 

İşittim ki: "Müftülük arıyormuş bir kâtip".

Sevinip, koştum hemen, o işe oldum tâlip.

 

Derhâl kabûl olundu benim o mürâcâtım.

O işe başlayınca çok değişti hayâtım.

 

Zîrâ az bulunurdu böyle "İslâm âlimi".

Ona bakıp, düzelttim, bir çok bozuk hâlimi.

 

İşte o büyük insan, o sâhib-i asâlet,

Talebe okutmaktan alırdı büyük lezzet.

 

Din görevlilerine şefkatli davranırdı.

Hâl ve hatırlarını sorup gönül alırdı.

 

Maddî durumlarıyla olurdu alâkadar.

Hattâ yardım ederdi, elden geldiği kadar.

 

Niceleri vardı ki, garip din görevlisi,

Ondan, maddî mânevî iyilik gördü hepsi.

 

Bu yüzden onlar onu, bir müftîden ziyâde,

Şefkatli baba” gibi bilirlerdi o yerde.

 

Meselâ bir müezzin vardı ki, fakîrdi pek.

Arz eyledi: (Askere gidiyorum) diyerek.

 

Buyurdu ki: (Evlâdım, peki git, güle güle.

Gidince, adresini yaz bana mektup ile.)

 

Gitti ve asker oldu, bir ay geçti aradan.

Çağırdı bir gün onu, odasına kumandan.

 

Dedi ki: (İstanbulda, var mı bir tanıdığın?

Sana para göndermiş, git de al onu yârın.)

 

Çocuk, şaşkın bir hâlde dedi ki kumandana:

(Benim hiç kimsem yok ki, para göndersin bana.)

 

Sonradan öğrendi ki, o parayı alırken,

Mekkî Efendi” imiş, ona para gönderen.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan