|
34 - TÂHÂ'YI HAKKÂRÎ
(Kuddise Sirruh)
VEFÂTI
Hâlid-i
Bağdâdî'nin ona bir mektûbunda,
Şöyle
buyurmaktadır: (Kıymetli Seyyid Tâhâ!
Allahü
teâlânın emânında olunuz.
Âfet olan
şöhretten, aman uzak durunuz.
"Dünyâ
adamları"na sakın meyl etmeyiniz.
Bunu, kalbi
öldüren bir "Zehir" addediniz.
Devlet
adamlarının her türlü dâvetine,
Bir bahâne
bularak, gitmeyin aslâ yine.
Onlara
söyleyin ki: “Biz, dervîş kimseleriz.
Dünyâdan
kesilmektir bizim asıl işimiz.
Gâyemiz,
dînimize ve kullara hizmettir.
Ve
devlet erkânına, bol bol duâ etmektir.
Devlet
reîslerinin dâvetine icâbet,
Etsek
de, pek âdâba edemeyiz riâyet".)
Öyle yüksek
bir velî idi ki "Seyyid Tâhâ",
Onu gören,
"Allah"ı hâtırlardı mutlaka.
Hattâ
üstâdı iken "Mevlânâ Hâlid" dahî,
Bir gün
şöyle buyurdu sohbette bizâtihî:
(Bizim, "Seyyid
Tâhâ"dan ve "Seyyid Abdullah"tan,
Üstün
olduğumuzu zannetmeyin siz aman.)
Bu sözü
işitenler, dediler ki: (Ama siz,
Onları
yetiştiren üstâd değil misiniz?)
Buyurdu:
(Hocasıyız biz o iki cevherin.
Onların
yanlarında, yerimiz şu ki lâkin,
Büyük bir
pâdişâhın oğlunu, uğraşarak,
Yetiştiren
bir hoca gibiyiz bizler ancak.
O ikisi,
sultânın çocukları olmakla,
Tabii bu
hocadan üstündürler mutlaka.)
Bir gün de,
talebeden birine "Seyyid Tâhâ",
Buyurdu ki:
(Muhabbet çok mühimdir üstâda.
Ayrıca
her emrine ederse tam riâyet,
Gelir
ister istemez üstâddan ona himmet.)
Bir gün de
"Seyyid Tâhâ", ağaçlık bir mevkîde,
Sohbet
ediyor idi talebeyle birlikte.
Tam sohbet
esnâsında, ona, Şam diyârından,
Gelen iki
mektûbu arz ettikleri zaman,
Dâmâdı "Abdülehad
Efendi"ye vererek,
Okutup,
kendisi de dinledi sonuna dek.
Bitince
buyurdu ki: (Şöhret, büyük âfettir.
Dünyâdan
gitmemizin zamânıdır demektir.)
O sohbetten
ayrılıp, teşrîf etti evine.
Hastalanıp,
şiddeti çoğaldı günden güne.
Ağır olduğu
hâlde bu hastalığı hattâ,
Yine
namâzlarını kılıyordu ayakta.
Onikinci
gününde, daha da fazlalaştı.
Talebeyi
çağırıp, hepsiyle vedâlaştı.
Buyurdu: (Seyyid
Sâlih, benim birâderimdir.
Bu yolda
kemâl bulmuş, çok olgun bir velîdir.)
Onu, kendi
yerine "Vekîl" bırakıp bizzât,
Cumartesi
gününde, eyledi Hakk'a vuslat.
|