|
34 - TÂHÂ'YI HAKKÂRÎ
(Kuddise Sirruh)
DERVİŞ BEY’İN KURTULUŞU
Sultân
Abdülmecîd Hân devri saltanatıydı.
"Dervîş
Bey" diye bir zât, Müküs kaymakamıydı.
Bu kişi,
her nasılsa bir suç işlediğinden,
Erzincan
müşîrince, alındı vazîfeden.
Hattâ
yakalanarak, hapsedilmesi için,
Emir
çıkarılmıştı hakkında bu kişinin.
Bu zâtın
hâtırına geldi ki bu esnâda:
"Seyyid
Fehîm" nâmında bir velî var Arvas’ta.
Gidip
arzeyledi ki: (Böyle böyle durumum.
Alındım
vazîfeden, evet, vardı kusûrum.
Ve lâkin
pişmân olup, tövbe ettim hâlisen.
Dileğim, af
olunup kurtulmaktır hapisten.
Bir mektup
yazsanız da Erzincan müşîrine,
Af edip,
vazîfeme gönderse beni yine.)
Seyyid
Fehîm, Derviş’i dinleyip biraz daha,
Buyurdu:
(Hayattadır pîrimiz "Seyyid Tâhâ".
Bizim
böyle işlere girmemiz uygun olmaz.
Sen
gidip bu derdini, o büyüğe eyle arz.)
Derviş Bey
(Peki!) deyip, geldi hemen Nehri'ye.
Arz etti
vaziyeti "Tâhâ-yı Hakkârî"ye.
Seyyid
Tâhâ, evvelâ dinledi bu kişiyi.
Buyurdu ki:
(Üzülme, hallederiz bu işi.)
Ve bir
mektup yazarak Erzincan müşîrine,
Buyurdu: (Yardımcı
ol Derviş Bey’in işine.)
Derviş Bey,
o mektûbu alıp soktu koynuna,
Ve hemen
revân oldu Erzincan’ın yoluna.
Ulaştı gece
vakti, Erzincan’a nihâyet.
Gördü ki,
karanlığa tam gömülmüş vilâyet.
Düşündü: “Bu
gecelik, bir otele ineyim.
Yârın
sabah erkenden, Müşîr’le görüşeyim.”
Ve hemen
bir otele doğru yürüdüğünde,
Gördü ki, "iki
memur" bekler kapı önünde.
Meğer her
bir otelde, ikişer memur varmış.
Müşîr’in
emri ile, onu bekliyorlarmış.
Ve ona
sordular ki: (Derviş Bey siz misiniz?)
(Evet,
benim) deyince, dediler: (Hoş geldiniz.)
Çok hürmet
göstererek dediler ki: (Efendim!
Buyurunuz, biz sizi Müşîr’e götürelim.)
(Peki!)
deyip, vardılar Müşîrin konağına.
Müşîr gelip
sarıldı, Derviş Bey'in boynuna.
Dedi ki:
(Seyyid Tâhâ, bu gün sekiz gecedir,
Rüyâda,
bu fakîre verir ki şöyle emir:
“Sana
gönderiyorum çok evdiğim bir kişi.
Acele
hallediver ne ise müşkil işi.”)
Derviş Bey,
mektûbu da arz etti kendisine,
Okuyup, bir
telgraf çekti ilgilisine.
Böylelikle
ânında suçu bağışlanarak,
Eski
vazîfesine döndü serbest olarak.
|