ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

34 - TÂHÂ'YI HAKKÂRÎ (Kuddise Sirruh)

ANBARDA UN OLACAK

 

Gürpınar kazâsında vardı ki bir müslümân,

Bu zâtın talebesi olmuş idi bir zaman.

 

Ve lâkin o gün dağdan, bir "Kurt" gelip, mâlesef,

Bunun koyunlarına saldırıp etti telef.

 

Tam o güne tesâdüf edince bu hâdise,

Şeytân fırsat bilerek, verdi ona vesvese.

 

Dedi: (Sen ona gidip, talebe oldun, fakat,

O hocadan hiç sana, gelmez hayır, menfaat.

 

Uğursuz geldi hattâ o hocaya gidişin.

Bak o günden beridir, ters gidiyor hep işin.)

 

O dahî aldanarak, bu şeytân yalanına,

Artık "Seyyid Tâhâ"nın gitmez oldu yanına.

 

Geri verip, hediye ettiği "Tesbîh"ini,

Terk etti bu "Velî"nin sohbetini, dersini.

 

Seneler sonra bir gün, câmide "Seyyid Tâhâ",

Namâz kıldıracağı bir anda cemâata,

 

Tam getirecekti ki iftitâh tekbîrini,

Şiddetle ileriye uzâttı tek elini.

 

Ve sanki birisini kovar gibi yaparak,

(Defol, defol!) diye de seslendi bağırarak.

 

Namâz bittikten sonra, dediler: (Efendim, siz,

Niçin böyle bağırıp, "Defol, defol" dediniz?)

 

Buyurdu ki: (Bir mü’min, gelmiş son nefesine.

Şeytân da uğraşırdı “îmânsız” ölmesine.

 

Büyüklere sığınıp, şeytânı kovaladık.

Çok şükür, "îmân ile" vefât etti o artık.)

 

Dediler ki: (Efendim, acabâ o kim idi?

Tesbîhi geri verip, sizi terk eden miydi?)

 

(Evet, o kimse idi) deyince Seyyid Tâhâ,

Talebenin hayreti ziyâde oldu daha.

 

Dediler ki: (Efendim, terk etmişti o sizi.

Ve hiç bilememişti kadr-ü kıymetinizi.)

 

Buyurdu ki: (Doğrudur, dediğiniz hakîkat.

Bir zaman, muhabbeti var idi bize fakat.)

 

"Tâhâ-yı Hakkârî"nin mübârek dergâhında,

Misâfir bulunurdu, günün her saatında.

 

İâşe işlerini yürüten vazîfeli,

Geldi "Seyyid Tâhâ"ya bir gün akşam üzeri,

 

Dedi ki: (Misâfirler geliyorlar ard arda.

Lâkin bitti unumuz, hiç kalmadı ambarlarda.)

 

Seyyid Tâhâ, memuru dinleyip buyurdu ki:

(Sen un bitti diyorsun, var anbarda halbuki.)

 

Arz etti ki: (Hepsini süpürüp geldim size.

Hiç unumuz kalmadı, emriniz nedir bize?)

 

Buyurdu ki: (Evlâdım, sen git de, bir daha bak.

Öyle zan ederim ki, anbarda un olacak.)

 

(Peki!) deyip, anbara gittiğinde o tekrar.

Hayret ile gördü ki, un ile dolu ambar.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan