|
34 - TÂHÂ'YI HAKKÂRÎ
(Kuddise Sirruh)
SEYYİDLERİ ÜZMEK
Bir
zamanlar Irak’ta, "Berzencî" ve "Hayderî",
Nâmında iki
büyük kabîle var idi ki,
Bunların
arasına, girerek bir husûmet,
İlerleyip,
"savaş"a döndü bu en nihâyet.
Ne kadar
sözü geçen îtibârlı adamlar,
Araya
girdiyse de, mâni olamadılar.
Çâresizlik
içinde, dedi ki bir çokları:
(Nehri’de
Seyyid Tâhâ barıştırır bunları.)
Bir heyet
tertîb edip, yollandılar Nehri'ye.
Ve bunu arz
ettiler, "Tâhâ-i Hakkârî"ye.
Dediler: (İşte
böyle, çok müşkildir vaziyet.
Bunu
hâlletmek için, buyursanız bir himmet.
Şu an
iki kabîle savaşmak üzeredir.
Kalmadı
başka çâre, bütün ümîd sizdedir.)
Hem dînî,
hem insânî vazîfe olduğundan,
Kabûl edip,
onlarla Irak’a oldu revân.
Hâdise
mahalline gelirken yavaş yavaş,
Başlamak
üzereydi neredeyse bir savaş.
Lâkin
teşrîf edince oraya bu "Velî" zât,
Ânında sona
erdi, bu büyük fitne, fesât.
Zîrâ iki
taraf da, görüp "Seyyid Tâhâ"yı,
Ânında
bıraktılar bu dövüş ve kavgayı.
Ve çok
büyük hürmetle, onu karşıladılar.
Sonra,
birbirleriyle barışıp anlaştılar.
Bir gün de,
seyyidlerden iki kişi, bir ara,
Bir hayli
hediyeler yükleyip katırlara,
Hediye
etmek için "Tâhâ-yı Hakkârî"ye,
Iraktan
yola çıkıp, gelirlerdi Nehri'ye.
Lâkin “Mûsâ
Bey” diye bir münâfık, onları,
Durdurup,
yükleriyle gasbetti katırları.
O iki
seyyid ise, üzülüp bu vak’aya,
Gelip haber
verdiler, bunu "Seyyid Tâhâ"ya.
O da, bu
münâfığa gönderdi ki bir haber:
(Peygamber evlâdıdır üzdüğün bu kimseler.
Bunun
için, onlara gösterip saygı, hürmet,
Derhâl
katırlarını onlara iâde et.
Yükler
bana âitti, olsunlar onlar senin.
Ve lâkin
kalplerini kırma bu seyyidlerin.)
Mûsâ Bey,
bu haberi aldı ise de, fakat,
Onun bu
ricâsına hiç etmedi iltifat.
Onun bu
tutumunu öğrenip "Seyyid Tâhâ",
Ona, başka
biriyle saldı bir haber daha.
Yine
dinlemeyince, çok üzüldü bu hâle.
Artık Hak
teâlâya etti onu havâle.
Günlerden
Cumâ idi, evinde o münâfık,
Gece,
yatmak üzere yapıyorken hazırlık,
Midesine
şiddetli "bir ağrı" saplanarak,
Ölüp gitti
o gece, durmadan bağırarak.
Kapkara,
kömür gibi olmuştu cenâzesi.
Seyyidleri
üzmenin, bu oldu netîcesi.
|