|
34 - TÂHÂ'YI HAKKÂRÎ
(Kuddise Sirruh)
ERMENİ’NİN RİCÂSI
Allahü
teâlânın büyük bir evliyâsı.
Hemen kabûl
olurdu indallah her duâsı.
Ermeninin
birisi, gelerek huzûruna,
“Çocuksuz”
olduğundan, dert yandı şöyle ona:
Dedi: (Siz
büyüksünüz, buna inanıyorum.
Duâ
edin, benim de oluversin çocuğum.)
"Seyyid
Tâhâ", bir duâ buyurdu Ermeniye.
O, buna çok
sevinip, dönüp gitti geriye.
Beş sene
sonra yine, huzûruna gelerek,
Dedi ki: (On
çocuğum oldu tam bugüne dek.
Hattâ
her bir batında, oldu "İkiz"
çocuğum.
Artık
duâ etmeyin, çocuk istemiyorum.)
Bir gün de,
talebeden emredip bir kişiye,
"Van"a
göndermiş idi "bir işi yapsın" diye.
Dönerken,
Van vâlisi, etti ki ondan talep:
(Geri
gitmeseniz de, burada kalsanız hep.
Van halkına
etseniz her gün vâ'z-ü nasîhat.
Bundan,
size minnettâr kalırım ben de bizzât.)
Dedi ki:
(Seyyid Tâhâ, üstâdımdır ki benim,
O izin
verir ise, elbet kabûl ederim.)
Nehri'ye
avdetinde, onun bu ricâsını,
Söyleyip,
talep etti izin ve rızâsını.
Buyurdu ki:
(Van için bir mürşid lâzım, ancak,
Bu iş sana
ve bana, pek nasîb olmıyacak.
Öyle
zannederim ki, yakında bu iş yine,
Senin
yakınlarından nasîb olur birine.
"Seyyid
Fehîm" nâmında bir zâttır ki o kişi,
İnşallah
pek yakında, hâlleder o bu işi.
O, çok
büyük evliyâ olur zannediyorum.
Lâkin şimdi
nerdedir, onu bilemiyorum.)
Bunları
işitince, arz etti ki o ise:
(Efendim,
akrabâmdan var şimdi böyle kimse.
Bir
amcazâdem var ki Cizre’de şimdi benim,
Çok
fazîletli olup, ismi de "Seyyid Fehîm".
Buyurduğunuz gibi, fevkalâde kimsedir.
Şu anda din
ilmini tedrîs eylemektedir.)
Buyurdu: (Öyle
ise, bir daha geldiğinde,
Onu da,
yanımıza getir berâberinde.)
(Peki
Efendim!) deyip, bir hayli sevinerek,
Müjdeledi
onları, evlerine giderek.
Babası da
işitip, çok memnun oldu buna.
Oğlu "Fehîm"i
alıp, düştü Nehri yoluna.
Giderken,
kendisine tembîh etti: (Ey oğlum!
Büyük bir
evliyâya seni götürüyorum.
Adı, "Seyyid
Tâhâ" ki, o, kutb'udur bu asrın.
Kemâle
gelmedikçe, ondan ayrılmayasın.)
Mübârek
huzûruna varınca en nihâyet,
Görüp "Seyyid
Fehîm"i, eyledi çok muhabbet.
|