|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
ARVAS’I BOŞ BIRAKMA
Seyyid Tâhâ
Hakkârî, “Kutb”u idi devrinin.
Ve büyük
üstâdıydı, hem de "Seyyid Fehîm"in.
Çay akardı
Nehri’de kabristanın altında.
“Harem
çeşmesi” diye, bir yer vardı yanında.
İkindi
namâzını tâkîben, bu büyüğün,
Bu yerde
sohbet etmek, âdetiydi bâzı gün.
Ve lâkin
götürmezdi herkesi bu sohbete.
En seçkin
talebesi, ererdi bu nîmete.
Zîrâ o
sohbetleri, "husûsî" oluyordu.
Ancak lâyık
olanlar buna kavuşuyordu.
Birkaç
bahtiyâr idi, oraya seçilenler.
Çok feyze
kavuşurdu, o sohbete gidenler.
Diğer
talebeleri, ederdi ki çok merak:
“Acabâ
bu nîmete, bu gün kim kavuşacak?”
Yine bir
gün, o yere teşrîf edeceklerdi.
Herkes
merak içinde, netîceyi beklerdi.
"Seyyid
Fehîm", o zaman genç yaşta idi daha.
Lâkin onu,
çok fazla severdi "Seyyid Tâhâ".
Her husûsî
sohbete, onu götürüyordu.
Kalbinde
her ne varsa, ona naklediyordu.
"Seyyid
Fehîm", o gün de beklerdi ki edeble,
Şereflensin
o günkü husûsî sohbet ile.
O anda "Seyyid
Tâhâ", çıkarak hânegâhtan,
Yine "Seyyid
Fehîm"e dönerek tâ uzaktan,
Seslendi: (Biyâ!
biyâ! Mahbûbî Seyyid Fehîm!)
Yâni: (Gel,
gel bizimle, benim en çok sevdiğim.)
O gün "Seyyid
Fehîm"i oturtup tam önüne,
Çok
teveccüh buyurup, feyiz saçtı gönlüne.
Ve ona, çok
husûsî himmet ve tasarrufta,
Bulunup,
yükseklere çıkardı tasavvufta.
Bir gün de,
"Seyyid Fehîm", üstâdını görmeye,
"Arvas"tan
ayrılarak, geldiğinde "Nehri"ye,
Arz etti
ki: (Efendim, akrabâmdan birisi,
Çeşitli
sebeplerle üzüyor gâyet bizi.
Ayrılmam
gerekiyor bu Arvas’tan bendeniz.
Bu
hususta fakîre, var mıdır bir emriniz?)
Seyyid Tâhâ
cevâben buyurdu ki: (Ey Fehîm!
İster
yerlerimizi, becâyiş eyliyelim.
Sen
Nehri’ye buyur gel, ben gideyim Arvas’a.
Benim arzum
şudur ki, o makâm boş kalmasa.
Zîrâ büyük
zâtların dergâhıdır o Arvas.
O yer, her
hal-ü kârda hiç boş bırakılamaz.)
Çok özür
diliyerek, dedi ki Seyyid Fehîm:
(Öyleyse
ben Arvas’tan gitmiyeyim efendim.)
Üstâdı
Seyyid Tâhâ, buyurdu ki o zaman:
(Seni üzen
kim ise, çıkıp gitsin Arvas’tan.)
O yine arz
etti ki: (Efendim, akrabâdır.
O beni
üzse dahî, gösteririm ben sabır.)
O zaman
Seyyid Tâhâ buyurdu ki hiddetle:
(Hayır,
ister istemez gitmelidir elbette.
Mâdem sizi
üzüyor, el-mecbûr gidecektir.
Sonra da
gelip sizden, özür diliyecektir.)
Hakîkaten o
kişi, geçmeden fazla zaman,
Kendi
isteği ile, çıkıp gitti Arvas’tan.
Sonra da
pişmân olup, gösterdi saygı, edeb.
Gelip "Seyyid
Fehîm"den affını etti talep.
|