|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
ÖMÜRLERİMİZ KISADIR
“Hacı
Muhammed Ağa” vardı ki o devirde,
Büyük bir
aşîretin reîsi idi hem de.
Bir gün "Seyyid
Fehîm"i ziyâret için bu zât,
Büyük bir
iştiyâkla "Arvas"a geldi bizzât.
Lâkin yolda
gelirken, dinlenmek gâyesiyle,
Uğradı Müks
emîri “Şeyhî Bey” nâm kimseye.
Dedi:
(Seyyid Fehîm’i görmeye gidiyorum.
Sohbetinden, gönlüme nûr dolsun istiyorum.)
Şeyhî Bey,
cevâbında dedi: (Ben, geçen hafta,
Huzûrlarında idim, bir gün de kaldım hattâ.
Öyle
feyizliydi ki huzûru o büyüğün,
Hâlâ
tesirindeyim o günkü teveccühün.)
O gece
"Şeyhî Bey"de kalarak "Hacı ağa",
Arvas’a
müteveccih, çıktı bir yolculuğa.
Ve nihâyet
Arvas’a varır varmaz o ilkin,
Mübârek
huzûruna vardı "Seyyid Fehîm"in.
Girince, o
büyük zât sordu ona şu şeyi:
(Acep
kimin evinde geçirdiniz geceyi?)
Dedi: (Müks’e
uğradım yol üstünde ilk önce.
Şeyhî
Bey’in evinde sabahladım bu gece.)
Buyurdu ki:
(Şeyhî Bey bahsetti mi hiç bizden?)
Dedi: (Çok
istifâde etmiş sohbetinizden.
Sizin
huzûrunuzda geçirmiş ki o bir gün,
Hâlâ
tesirindeymiş o günkü teveccühün.)
O zaman
buyurdu ki: (Böyle dersiniz, fakat,
İkinizin
sözü de, değildir hiç hakîkat.
Eğer
sözlerinizde samîmî olsaydınız,
Ağalık
ve Beyliği hemen bırakırdınız.
Çünkü
bizim yolumuz, yürür hep dervîşlikle.
Ve aslâ
bağdaşamaz ağalık ve beylikle.)
Bu söz, ona
öyle çok tesir etti ki artık,
Değersiz
bir şey oldu, ona göre "Ağalık".
Ve hattâ
bütün dünyâ, bir “Hiç” oldu gönlünde.
“Rabbânî
tesir” vardır zîrâ velî sözünde.
Ve hemen
terk eyledi, ağalığı o günden.
Zîrâ "Dünyâ
sevgisi" silinmişti gönlünden.
Dönüp,
Müks’e uğradı ve gördü "Şeyhî Bey"i.
Nakletti
ona dahî işittiği bu şeyi.
"Şeyhî
bey" de duyunca, sözünü o büyüğün,
Dünyâ
muhabbetinden tam kesildi aynı gün.
Birisi
ağalığı, öbürü de Beyliği,
Bırakıp,
ihlâs ile seçtiler dervîşliği.
Terk
ettiler ise de dünyâyı o kimseler,
Evliyâlık
yolunda, çalışıp yükseldiler.
"Şeyhî
Bey"in gözünde, “Hiç”ti artık bu dünyâ.
O günlerde
bir gece, gördü hem de bir rüyâ.
Onu, "Seyyid
Fehîm"e anlatmak için hemen,
Düştü Arvas
yoluna, ayrılarak Müks’ten.
Çok
sevinçli olarak vardı huzûrlarına.
Ellerini
öperek, arz etti bunu ona:
(Efendim,
sizi gördüm rüyâda bizâtihî.
Var idi
yanımızda mübârek biri dahî.
O kişi,
şöyle dedi bana doğru bakarak,
“Sen çok
yaşıyacaksın, ömrün uzun olacak.”)
Cevâben
buyurdu ki Şeyhî’ye Seyyid Fehîm:
(Ömrümüz
pek kısadır, hem senin, hem de benim.)
Hakîkaten o
sene, "Şeyhî Bey" etti vefât.
Peşinden "Seyyid
Fehîm" eyledi Hakka vuslat.
|