|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
İLİMDE DERYÂ İDİ
"Seyyid
Fehîm Efendi", büyük evliyâ idi.
Hem her
türlü ilimde, sanki bir deryâ idi.
Bunu isbât
edecek varsa da çok hâdise,
Yalnız bir
tânesini nakledelim biz size.
Seyyid
Tâhâ’nın oğlu, Seyyid Ubeydullah’ın,
Kalbine, “Ömre
yapmak” geliverdi ansızın.
Ve hem de
düşündü ki: “Bu yolculuk ânında,
İlimde
derin biri bulunmalı yanımda.
Bu âlim
olsa olsa, Seyyid Fehîm’dir şu an.
Zîrâ
böyle bir âlim, az görmüştür bu cihân.”
Gidip
teklîf eyledi bunu kendilerine.
Sonra yola
çıktılar İstanbul cihetine.
Sultân "Abdülhamîd
Hân", alınca bu haberi,
Sarayında
misâfir etti bu âlimleri.
Orada,
oniki gün misâfir olup, sonra,
Hareket
eylediler bir vapurla Mısır’a.
Haydarpaşa’ya kadar, sultân Abdülhamîd Hân,
Onları,
bizâtihî teşyî etti o zaman.
O devirde
Mısır’da, “Câmi-ül ezher” diye,
Bir medrese
vardı ki, teşrîf etti o yere.
Baktı ki,
bir odada, çok meşgul bir âlim var.
Önünde bir
sahîfe, etrâfında kitaplar.
Belli ki, "bir
mes'ele” vardı aydınlanacak.
Onu
araştırırdı kitap karıştırarak.
Bir kitâbı
kapatıp, birini açıyordu.
Lâkin
aradığını bulup yazamıyordu.
"Seyyid
Fehîm", kâğıda baktı onun yanında.
Anlayıp,
mes'eleyi hıfz eyledi ânında.
(Siz okumuş
musunuz?) diye sordu o âlim.
(Bir
miktar meşgûl oldum) buyurdu Seyyid Fehîm.
Sonra âlim
sordu ki: (Mâdem ki var ilminiz,
Bu yazının
mânâsı nedir, bilir misiniz?)
O, (Evet)
buyurunca, hayret etti bu sefer.
Dedi: (Sırf
bunun için, bütün Câmi-ül ezher,
Bütün
şûbeleriyle tâtildedir bu hafta,
Çözülene
kadar da, devâm eder bu hattâ.
Reîs-ül
ulemâmız, hem de yüzlerce âlim,
Bunu çözmek
üzere, çalışıyor her dâim.
Uğraştığımız hâlde gece gündüz durmadan,
Âciz kaldık
biz bunun mânâ ve mefhûmundan.)
Seyyid
Fehîm, âlimi dinleyip sonuna dek,
Buyurdu: (Bu
mes'ele, basît ve kolaydır pek.)
Sonra îzâh
edince açık ve fevkalâde,
âlimin
şaşkınlığı arttı daha ziyâde.
Ellerini
öperek bu islâm büyüğünün,
Onu, “Büyük
meclis”e çağırdı ertesi gün.
Reîs-ül
ulemâ ve yüzlerce din âlimi,
Ayakta
karşıladı, o gün "Seyyid Fehîm"i.
Baş âlim,
onu bizzât istikbâl eyliyerek,
Oturttu tam
yanına, iltifâtlar ederek.
O gün
akşama kadar, ona çetin suâller,
Sorup,
cevaplarını aldılar birer birer.
Sonunda
reîs kalkıp, dedi ki: (Efendimiz!
Bir
hayli müşkilâttan kurtardınız bizi siz.
Bizim
bütün ilmimiz, dâhilim bendeniz de,
İlminizin yanında, damladır bir denizde.
Bu
Câmi-ül ezher ve yüzlerce âlim, elbet,
Zâtınıza, medyûn-u şükrândır ilel ebed.)
|