ŞİİRLERLE MENKIBELER

ANADOLU EVLİYÂLARI

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

33 - SEYYİD FEHÎM EFENDİ (Kuddise Sirruh)

ÇOBAN VE ÂKIBETİ

 

“Hacı Ömer Efendi” diye vardı bir kişi.

Her gün "Seyyid Fehîm"e hizmet etmekti işi.

 

Bu zât anlatıyor ki: Bu fakîr, aralıksız,

Yirmibeş yıl, o zâta hizmet ettim hilâfsız.

 

Mübârek sîmâları öyle nûrlu, heybetli,

İdi ki, bakamazdım yüzlerine dikkatli.

 

Derdim ki: “Yüzlerini, bir kez görebilseydim.

Ve onu, hayâlimde muhâfaza etseydim.”

 

Bunu başarmak için, kolluyordum hep fırsat.

Ne hikmetse, hiç nasîb olmadı bu iş fakat.

 

Çağırdı bir gün beni husûsî odasına.

Koşarak gidip hemen, oturdum karşısına.

 

Kıbleye müteveccih, seccâde üzerinde,

Diz üstü otururdu içeri girdiğimde.

 

İkimizden başkaca, hiç kimse yoktu o an.

Düşündüm ki: “Bu fırsat, ele geçmez her zaman.

 

Mübârek yüzlerini bir göreyim iyice.”

Diyerek, bir an için bakmak murâd edince,

 

Öyle çok "büyüdü" ki her âzâsı ve başı,

Zannettim ki, kapladı yeri, göğü ve Arşı.

 

Bir dehşete kapıldım ben bunu gördüğümde.

Zîrâ hiç böyle bir şey görmemiştim ömrümde.

 

Sonra eski hâlinde görünce vücûdünü,

Bir kez daha denedim görmek için yüzünü.

 

O zaman da öyle çok "küçüldü" ki mübârek,

Hattâ mümkün değildi, göz ile onu görmek.

 

Kaçmak istediysem de ben bunu gördüğümde,

Baktım, eski hâliyle oturuyor önümde.

 

Tebessüm buyurarak eyledi beni teskîn.

Teşebbüs eylemedim bir daha bakmak için.

 

Bir gün de, bu "Velî"nin koyunlarına bakan,

Bir çoban, diğerine şöyle dedi bir  zaman:

 

(Koyunlardan birini, gel kesip de yiyelim.

Sorarsa, zehirli ot yiyip öldü diyelim.)

 

Öbür çoban dedi ki: (O, büyük bir velîdir.

Hak teâlâ, o zâta hakîkati bildirir.)

 

Buna rağmen o çoban, keserek bir koyunu,

Sonra kebap yaptı ve pişirip yedi onu.

 

Bu hâdiseden sonra, geçmişti ki birkaç gün,

O çoban gelip girdi, yanına o büyüğün.

 

O ara Seyyid Fehîm, seslenip hizmetçiye,

Buyurdu: (Hacı Ömer, gel biraz içeriye.)

 

O içeri girince, buyurdu: (Hacı Ömer!

Bilir misin kaç türlü olurlar bu velîler?)

 

O dahî arz etti ki: (Onu bilmez bu âciz.

Onu, herkesten iyi, bilir zât-ı âlîniz.)

 

O zaman Seyyid Fehîm buyurdu ki: (Ey Hacı!

Meselâ görse onlar bir “Zararlı ağac”ı,

 

Bir kısmı, dallarını keserler onun hemen.

Keserler bir kısmı da ağacı gövdesinden.

 

Ve hattâ vardır ki hem, bir kısım evliyâlar,

Onu, kökünden söküp, ortadan kaldırırlar.)

 

Çoban bunu duyunca, dedi ki: (Tamam, tamam!

Ben, zararlı ağaca benziyorum şimdi tam.

 

Siz, üçüncü guruba dahîl bir velîsiniz.

Benim zürriyetimi kestiniz herhâlde siz.)

 

Hakîkaten aradan kısa bir zaman geçti.

Kesildi tamâmiyle çobanın zürriyeti.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan