|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
MÜ'MİN HARÂMA BAKMAZ
Talebesinden biri anlatır ki: Bir gün ben,
Arvas'a
gidiyordum yürüyerek köyümden.
İki köy
arasında, uzun bir dere vardı.
İnsanlar, o
dereden geçip gidiyorlardı.
Arvas'a bir
an önce varmak düşüncesiyle,
Giderken,
bir adam da gelirdi zevcesiyle.
Geçtik
birbirimizi az sonra selâmlaşıp.
Lâkin bir "Uygunsuz
iş" yaptım ben haddi aşıp.
Zîrâ
şeytan, vesvese verip bana ansızın,
Dedi ki: (Dön
de bir bak hanımına şu şahsın.)
Ben dahî
aldanarak şeytân vesvesesine,
Dönüp
baktım arkadan, adamın zevcesine.
Daha sonra
Arvas'a vâsıl oldum nihâyet.
Hemen "Seyyid
Fehîm"i gidip ettim ziyâret.
Mübârek
huzûruna girer girmez ben ama,
Buyurdu ki:
(Müslümân, aslâ bakmaz harama.
Arkadan
olsa bile, günâhı çok bu işin.
Yabancı
kadınlara hiç bakma bunun için.)
Yine o
anlatır ki: Bir akşam namâzında,
O imâmdı,
ben dahî var idim arkasında.
"Seyyid
Fehîm" okurken Fâtiha sûresini,
Ben dahî
yapıyordum içimden tefsîrini.
Beni, namâzdan sonra çağırdı huzuruna.
Gâyet ciddî olarak buyurdular ki bana:
(Sen
müfessir misin ki tefsîre kalkıyorsun?
Tefsîrle
uğraşırsan, sonra helâk olursun.)
Sonradan
anladım ki gâyet iyi olarak,
Benim
haddim değilmiş tefsîr ile uğraşmak.
Bir gün de,
en değerli, yüksek talebeleri,
Olan "Abdülhakîm-i
Arvâsî" hazretleri,
Anlatır ki:
Üstâdım, sohbet etti bir gece.
Hiç öyle
olmamıştı bir sohbet daha önce.
Öyle feyiz,
bereket saçılmıştı ki o an,
Sandım ki,
çok derece elde ettim o zaman.
Hattâ sanki
ne varsa ondan edineceğim,
Hepsini
verdi bana, o gece "Seyyid Fehîm".
Bu düşünce
içinde geçtiyse de o gecem,
Ve lâkin
sabahleyin, düzeldi bu düşüncem.
Zîrâ "Seyyid
Fehîm"in yanına vardığımda,
Bir elma
ağacının otururdu altında.
Bana onu
gösterip, sordu: (Bu, ne ağaçtır?)
Cevâben arz
ettim ki: (Bir elma ağacıdır.)
Buyurdu:
(Bu ağacın gövde ve dalları var.
Her
dalında, ayrıca var yüzlerce elmalar.
Eğer bir "Meyve
kurdu", bir elmanın içine,
Girerek
nüfûz etse sonra çekirdeğine,
Ve o kurt,
çekirdeğin yese bir miktarını,
Hiç yemiş
sayılır mı ağacın tamâmını?
Bu yolda
da, az bir şey edinince bir kişi,
Hemen
zannetmemeli "Bitirdim ben bu işi."
Ele geçen
az şeye, etmemeli kanâat.
Daha çok
yükseklere açmalı insan kanat.)
Üstâdım,
sabahleyin buyurunca böylece,
Yanlış
düşündüğümü anladım ben o gece.
Ve onun
himmetiyle, daha çok gayret ettim.
Çok büyük
mürşid idi üstâdım "Seyyid Fehîm".
|