|
33
- SEYYİD FEHÎM EFENDİ
(Kuddise Sirruh)
ERMENİ GENCİN ÎMÂNI
"Seyyid
Fehîm", bir sene Van'a geldiklerinde,
Edremit nâm
bir yere gitti günün birinde.
O yer,
bağlık bahçelik bir yer idi, çok şirin.
Yürüdü bir
çeşmeye, bir abdest almak için.
O ara genç
bir kişi, bu "Velî"yi görerek,
Dolaştı
etrâfında çok hürmet göstererek.
Zîrâ genç,
bir kerecik görünce bu "Velî"yi,
Muhabbeti,
kalbinde yer etti gâyet iyi.
Elinde
olmıyarak, âşık oldu bu zâta.
Pervâne
oldu sanki, etrâfında âdetâ.
Hazreti "Seyyid
Fehîm", dönüp baktı o gence.
Kuvvetli
bir teveccüh etti ona hemence.
Van'a
teşrîf eyledi daha sonra ayrılıp.
O genç de
gitti eve, "Onun aşkı"yle yanıp.
Meğerse bir
papazın oğluymuş o genç kişi.
Onun
muhabbetiyle, bir anda doldu içi.
"Seyyid
Fehîm", Arvas'a döndü ise de Van'dan,
Bir gün, bu
nâhiyeye geldi bahar olmadan.
Halbuki
âdetleri değildi böyle gelmek.
Arvas'tan
çıkmazlardı yaz ayı gelene dek.
Herkes
merak etmişti bu zamansız gidişi.
Ve hem de
hiçbir kimse anlamadı bu işi.
Vaktâ ki "Seyyid
Fehîm" vardı çeşme başına,
Ardından
biri geldi, hemen yanı başına.
Arz etti
ki: (Efendim, falan ermeni genci,
Şu anda çok
hastadır, gönderdi beni elçi.
Dedi:
"Çeşme başında, olacak şimdi bir zât.
Canım,
onu görmeyi çok istiyor şu sâat.
Benim
için git ona, ricâ et gelmesini.
Eğer
kabûl ederse, al getir kendisini."
Bunu arz
etmek için gelmiştim buraya ben.
Kabûl
buyurursanız gidebiliriz hemen.)
O zât, "Seyyid
Fehîm"e edince bunu teklîf,
Derhâl
kabûl buyurup, eyledi eve teşrîf.
O genç,
Seyyid Fehîm'e arz etti ki: (Efendim!
Öyle
zannederim ki, çok yakındır ecelim.
Telkîn eder
misiniz bana da dîninizi.
Zîrâ çok
seviyorum, ben zât-ı âlînizi.
Sizi, çeşme
başında görür görmez o günü,
Yakmış idi
sevginiz bu fakîrin gönlünü.
Ve sizin
hakkınızda düşündüm ki: "O eğer,
Ne
dindeyse, o dindir Hak indinde mûteber."
Size, o
günden beri âşık oldum bin canla.
Ve sizi
bekliyordum günlerdir, heyecânla.
Dîninize
girmeyi çok arzu ediyorum.
Lâkin nasıl
girilir, onu bilemiyorum.)
"Seyyid
Fehîm", şefkatle nazar etti o gence.
Daha sonra
îmânı telkîn etti hemence.
Genç de
hemen getirip "Kelime-i şehâdet"
Îmânı kâmil
ile can verdi en nihâyet.
O gencin
babasına buyurdu ki o zaman:
(Oğlunuz, son nefeste oldu kâmil müslümân.
O, şimdi
sizin değil, artık bizim olmuştur.
Onundur
bundan sonra, sonsuz sevinç ve huzûr.)
Alarak
babasından onun cenâzesini,
"İslâm
mezârlığı"na defn etti kendisini.
|